Tez Koleksiyonu

Permanent URI for this collection

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 38799
  • Publication
    Dijital platform tercihlerinde gizli Markov analizi ve oyun teorisi
    (2024) Tunçer Zorlu, Betül Rümeysa; Can, Tuncay; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Ekonometri Anabilim Dalı; Yöneylem Araştırması
    Dijital çağ olarak adlandırılan 21.yüzyıl, teknolojik yenilikleri insanlığın hizmetine sunmakla kalmamış, farklı disiplinlerde yeni bilimsel yöntemlerin gelişmesine de imkân tanımıştır. Yaşanan bu teknolojik gelişmeler yeni platformların oluşumunu da beraberinde getirmiştir. Bu oluşumlardan biri de kullanıcıların internete bağlı bir cihazda dizi ve film izlemelerini sağlayan abonelik tabanlı yayın hizmetleridir. Bu tarz yayın hizmetlerinin, diğer bir ifade ile dijital platformların abone sayısını her geçen gün artırması bu alanda bir rekabet ortamının oluşmasına sebep olmuştur. Oluşan bu rekabet ortamının akabinde bireylerin dijital platform tercihleri de önem kazanmıştır. Bu doğrultuda Netflix, Amazon Prime Video gibi dijital platformlar günümüzde sıkça kullanılır hale gelmiştir. Bu kullanım oranında yaşanan artışların da kişilerin platformlara internetin olduğu her yerden ulaşımın olması, internet kullanımının artması, bu platformlara PC ya da mobilden uygulamalar ile de girilebilir olması, firmaların içerik üretimde çeşitlendirmeye gitmesi, firmaların reklam stratejileri, içerik izlemede bölünme yaşanmaması gibi durumlar sebep olarak gösterilebilir. Bu çalışmada dijital platformlar ve bu platformların tercih edilme nedenleri tahmin edilmiştir. Burada hedeflenen çıktılar en yüksek olasılıkla tercih edilecek platformların tercih nedenleri ile analiz edilmesi ve oyun teorisi uygulamasının yapılmasıdır. 139 kişiye kartopu örnekleme metodu ile anket çalışması yapılmıştır. Söz konusu dijital platformlar için kullanıcılara yöneltilen anket sorularından alınan çıktılar Gizli Markov Analizinin veri setini oluşturmaktadır. 72 kişi ile de oyun teorisi matrisini kurmak adına anket çalışması yapılmış, sonuçlar değerlendirilmiştir.
  • Publication
    Hikâye okumanın öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişimlerine etkilerinin değerler eğitimi açısından incelenmesi : Mustafa Kutlu örneği
    (2024) Bayhan, Alim; Altaş, Nurullah; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı; Din Eğitimi Bilim Dalı
    Bu araştırmanın amacı, hikâye destekli öğretim yönteminin bireylerin bilişsel ve duyuşsal değer algılarında değişme meydana getirip getirmediğini tespit etmektir. Yetişmekte olan nesillere birçok değerlerin kazandırılabilmesi için hikâyelerin önemli materyallerden birisi olduğu öngörülmektedir. Bu araştırmada deney-kontrol gruplu ön test- son test ve izleme testli yarı deneysel desen kullanılmıştır. Akademik başarı testi ve etkin vatandaşlık değer ölçeği araştırmanın veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2021-2022 öğretim yılının ikinci döneminde, Denizli ili Merkezefendi ilçesi Servergazi İmam Hatip Ortaokulu 7/P, 7/H ve 7/D sınıflarında öğrenim görmekte olan toplam 62 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma sürecinde deney ve kontrol gruplarına 6 hafta boyunca deneysel uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna yazar Mustafa Kutlu’nun hikâyelerinin yer aldığı hikâye destekli öğretim yöntemi uygulanırken kontrol I grubuna konuşma halkası tekniği ve kontrol II grubuna da geleneksel yöntem uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre hikâye destekli öğretim yöntemi uygulanan deney grubunun ön test ile son test akademik başarı puanları açısından anlamlı bir farklılık görülürken kontrol gruplarında akademik başarı yönünden anlamlı fark ortaya çıkmamıştır. Yine deney ile kontrol gruplarının akademik başarı son test puanları kıyaslandığında deney grubu açısından anlamlı bir farklılık görülürken kontrol gruplarında anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Araştırmadan elde edilen bir başka sonuca göre öğrencilerin duyuşsal boyut algılarının gerek ön test gerekse son testte benzer olduğu ve uygulanan hikâye destekli öğretimin deney ve kontrol grupları öğrencilerinin duyuşsal boyut değer algıları üzerinde anlamlı derecede etkisinin olmadığı görülmüştür. Yine deney ve kontrol gruplarına uygulanan izleme testi sonuçlarına göre kontrol gruplarında bilgilerin kalıcılığının sağlanamadığı görülürken deney grubunda uygulanan hikâye destekli öğretim yönteminin akademik başarıda bilgilerin kalıcılığını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinde deney grubuna uygulanan hikâye destekli öğretim yönteminin akademik başarı ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığı açısından anlamlı derecede etkili olduğu ancak duyuşsal boyut açısından anlamlı derecede etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Uygulamalar boyunca gerçekleştirilen doğal gözlemler neticesinde deney grubuna uygulanan hikâye destekli öğretimin kontrol gruplarına göre öğrencilerin derse ilişkin ilgi ve motivasyonları açısından olumlu etkiler oluşturduğu ve öğrencilerin derse aktif katılımlarını artırdığı öğrencilerde derse yönelik olumlu tutumlar oluşturduğu tespit edilmiştir.
  • Publication
    Gizli Markov modeli ile diş macunu markası tercihleri ve tercih sebepleri
    (2024) Zurnacı, Sümeyye; Can, Tuncay; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Ekonometri Anabilim Dalı; Yöneylem Araştırması Bilim Dalı
    Eski dönemlerden bu yana ağız bakım rutini diş sağlığı için önemli olmuştur. Yakın geçmişte diş macunları gelişerek jel formuna gelmiştir. Diş macunlarının farklı içerikteki türleri markalaşarak artmıştır. Böylelikle diş macunu piyasasını oluşturmuştur. Günümüzde üreticiler tarafından yüzlerce diş macunu markası tüketicilere sunulmaktadır. Üreticiler, tüketicilerin marka tercihi yaparken dikkat ettikleri sebepleri bilmemektedirler. Markaların, tercih olasılıklarını ve tercih edilmelerinin altında yatan sebepleri bilmek stratejileri için önem kazanmaktadır.Bu çalışmada gizli Markov modelleri kullanılarak diş macunu marka tercihleri ve tercih nedenleri üzerine bir uygulama yapılmıştır. Bireylerin diş macunu seçimlerinde en çok tercih edilen markalar ve tercih nedenlerinin bir sonraki dönemde nasıl şekilleneceği bulunmak istenmiş ve gizli Markov modeli ile elde edilen sonuçlar sunulmuştur.İlk bölümde stokastik süreçlerden başlanarak Markov zincirleri ile gizli Markov modeli tanıtılmıştır. İkinci bölümde diş macunlarının gelişimleri aktarılıp rekabetteki markalar tanıtılarak literatüre yer verilmiştir. Üçüncü bölümde uygulanan anket tanıtılarak elde edilen verilere gizli Markov modeli uygulanmış ve temel problemlerin çözümleri gerçekleştirilmiştir. Çözümler sonucunda Sensodyne, Colgate ve Signal diş macunu markalarının bir sonraki dönemde tercih edilme olasılıklarının yüksek olduğu görülmüştür. Diş macunu markalarının tercih edilmelerinin altında yatan sebepler ise Sensodyne markasının hassasiyeti önlemesi, Colgate ve Signal markalarının dişleri beyazlatması olarak bulunmuştur. Çalışmanın sonuçları, diş macunu markalarına bilimsel bir bakış açısı sunarak strateji geliştirmeleri için önemli bir kaynak oluşturmaktadır.
  • Publication
    Modern devlet inşası sürecinde Türkiye ve İran'daki toprak reformlarının karşılaştırmalı analizi
    (2024) Tamahkar, Ali; Balcı, Meral; Marmara Üniversitesi; Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı
    Modern devlet inşası 20. Yüzyıldan itibaren birçok ülkeyi meşgul etmiştir. Türkiye’de 1923 yılında cumhuriyetin ilanı ve İran’da 1925 yılında Rıza Han’ın kendisini şah ilan etmesi her iki ülkenin özelinde değişimin başlangıcıydı. Her iki ülkede modern ulus devleti inşası için çeşitli reformlar yapmış ve uygulama alanı bulmuştu. Ancak yapılan devrim ve reformlara rağmen her iki ülke için büyük sorun olan kırsal kesimin kalkınma konusu çözümün başka bir yerde aranmasına neden olmuştu. Toprak reformu, 19. Yüzyılda gelir eşitsizliğinin yegâne sebebi olarak bilinmekteydi ve 20. Yüzyıldan itibaren Türkiye ve İran’da ana gündem maddesi haline gelmişti. Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde başlayan devrimler, birçok açıdan modern devlet inşası için yapılsa da yapılmak istenen toprak reformu konusu TBMM’deki sert muhalefet yüzünden 1945 yılına kadar meclise gelememişti. İran’daki reform girişimi ise, 1963 yılındaki Şah’ın başlattığı Ak Devrim adlı büyük reform girişimine kadar başlatılamamış, büyük toprak sahipleri ve ulema tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. Bu çalışmada her iki ülkenin toprak reformunda uyguladığı yaklaşımlar teorik çerçevede ele alınmış ve karşılaştırmalı analiz şeklinde ortaya konmuştur
  • Publication
    Tyrosinase-based melanin production in corynebacterium glutamicum
    (2024) Karcıoğlu, Ceren; Akbulut, Berna Sarıyar; Kazan, Dilek; Marmara Üniversitesi; Fen Bilimleri Enstitüsü; Biyomühendislik Anabilim Dalı
    Tahmini olarak 30 milyar doları aşan değeri ile pigmentler, dünya çapında büyük bir ekonomik öneme sahiptir. Bu pigmentlerden biri olan melanin, kimyasal yapısına göre 4 farklı kategoriye ayrılır: eumelanin, feomelanin, nöromelanin ve allomelanin. Eumelanin, siyah ila kahverengi tonlarda ve tirozinin L-3,4-dihidroksifenilalanine (L-DOPA) oksidatif polimerizasyon türevleri ile oluşturulan melanin bir alt grubu olarak kabul edilir. Eumelanin üreten kaynaklardan biri, öncüleri tirozin veya L-DOPA olan bakterilerdir. Bu tezde ekonomik melanin pigmentinin üretimi için üç farklı Corynebacterium glutamicum hücresinde üretim araştırılmıştır. İlk olarak, Cg-EKV-I hücresi kullanılarak tirozinaz tarafından besi yerine ilave edilen tirozin L-DOPA'ya dönüştürülmüş ve sonrasında L-DOPA dopakinon'a dönüşmüştür. Dopakinon kendiliğinden okside olmuş ve melanin polimerleri oluşmuştur. Önce bu hücre ile melaninin optimum eldesi, üretim şişesi şekli, üretim hacmi ve rotasyon hızı incelenerek belirlenmiştir. Ek olarak, üretime başladıktan 24 saat sonra, toz L-tirozin eklenerek ilave edilen tirozinin üretime ne kadar katkı sağladığı incelenmiştir. Elde edilen deneysel sonuçlar tirozin üreticisi AROM3D hücresiyle üretim için kullanılmıştır. Modelleme temelli optimizasyon ile AROM3D hücrelerinin maksimum melanin üretim koşulları belirlenmiştir. Tirozin ilavesi ile Cg-EKV-I hücreleri elde edilen maksimum melanin üretimi 0.75 g/L iken, tirozin ilavesi olmadan AROM3D hücresinden optimizasyon sonrasında elde edilen melanin üretimi 1.03 g/L olmuştur. Optimizasyon sonrasında elde edilen melanin saflaştırılmıştır. Üretilen bu pigmentin melanin olduğu HPLC, UV-Vis, FT/IR ve SEM analizleri ile gösterilmiştir. Son olarak, Cg-EKV-II hücresi ile portakal kabuğu hidrolizi kullanılarak melanin üretimi gerçekleştirilmiştir. Hücre miktarı, sıcaklık ve rotasyon hızı optimize edilmiştir. Bu tez çalışmasıyla, melanin pigmentinin optimum ve ekonomik olarak uygun bir şekilde elde edilmesi sağlanmıştır.
  • Publication
    Yunanistan’da yaşayan müslüman ailelerde ergen ve ebeveyn ilişkisi üzerine nitel bir inceleme
    (2024) Rongo, Songkioul; Düzgüner, Sevde; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı; Din Psikolojisi Bilim Dalı
    Bir kişiyi gözlemlediğimizde ve onun yaşantısını ve kararlarını etkileyen temel faktör ve dinamikleri anlamaya çalıştığımızda sıklıkla aile ve din kavramlarıyla karşılaşırız. Bu tez, aile ve din etkileşimi alanında ahlak, kişisel alan ve toplumsal alan gibi kavramlara odaklanmakta ve bu kavramların ergen-ebeveyn ilişkisi üzerindeki etkilerini gözlemlemektedir. İncelenen temel sorunlar/meseleler, sosyal akıl yürütmeyi ve davranışı gelişimsel bir perspektiften inceleyen bir ahlaki psikoloji teorisi olan Sosyal Alan Teorisi (Social Domain Theory) etrafında ele alınmıştır. Teori ahlaki, sosyal uzlaşımsal ve kişisel/psikolojik olmak üzere sosyal bilginin farklı alanları olduğunu öne sürer. Dini inancın ve spesifik olarak İslami inancın bu alanlarda nerede durduğunu ayrıca ergen ve ebeveynleri açısından nasıl değerlendirildiğini ve bunların çatışma yaratıp yaratmadığını incelemek temel hedeflerdir. Tezimiz bu anlamda, Yunanistan Batı Trakya İskeçe bölgesinde bulunan Müslüman ailelerin ergen-ebeveyn ilişkilerinin ve etkileşimlerinin araştırılmasına bir giriş niteliğindedir. Tezin birinci bölümünde kavramsal bir çerçeve sunulmuştur. Sosyal alan teorisi genel hatları ile incelenmiş; adalet, hakkaniyet, zarar ve başkalarının haklarına ilişkin normları içeren ahlaki alan; Gelenekler, örf ve adetler ve görgü kuralları ile ilgili normları içeren sosyal uzlaşımsal/geleneksel alan ve bireysel tercihler, inançlar ve duygularla ilgili normları içeren kişisel/psikolojik alan ayrıntıları ile ele alınıp İslami inanç içerisinde nerede ve nasıl konumlandırıldıkları dini ahlak ve mahremiyet gibi konular etrafında saptanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde araştırmamızın konusu, amacı, sınırlılıkları gibi temel bilgiler yer almaktadır. Ayrıca veri toplama şekli ve verilerin analizi, saha araştırması ve verilerin elde edilme süreci ve yöntemleri açıklanmıştır. Yunanistan İskeçe bölgesi köylerinde yaşayan iki kuşağa mensup 22 katılımcı ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen verilere nitel araştırma yöntemi olan içerik analizi uygulanmıştır. Bu analizler sonucunda elde edilen bulgular son bölümde yorumlanmıştır. Elde edilen veriler sonucunda Yunanistan’da yaşayan Müslüman ergen ve ebeveynlerin çatışma oranının çok az bir bölümünün dini sebepler hakkında olduğu saptanmıştır. Gündelik hayat ile ilgili çatışmaların dini konular ile ilgili çatışmalara oranlar daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Günlük rutinleri, sosyal medya ve teknoloji kullanımı ile eğitim ve okul gibi konular etrafında çatışmaların daha fazla olduğu bulunmuştur. Ergen ve ebeveynlerin ahlakı benzer şekillerde algıladıkları ve kavramsallaştırdıkları saptanmıştır. Ahlakı kişisel, toplumsal ve dini konular etrafında algıladıkları ve ahlakın İslam dini için vazgeçilmez ve zorunlu olduğu düşüncesine sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcılar ahlakı başkasına zarar vermeme, hakkaniyet ve adalet gibi kavramlar ile özdeşleştirmişlerdir. Dinin hem ahlaki hem sosyal hem de kişisel alan içinde fonksiyonlarının olduğunu ve bunların ayrılmaz bir bütün oluşturduğu düşüncesi ergen ve ebeveynlerin çoğu tarafında paylaşıldığı görülmüştür. Ergen ve ebeveynleri kişisel alanı giyim-kuşam seçimi, eş seçimi, meslek seçimi gibi değişik kavramlar ile özdeşleştirmelerine rağmen Müslüman bir bireyin kişisel alanının din tarafından kısıtlanabileceğini ifade etmişlerdir. Kişisel alan ve kişisel seçimlerin ergene ve etrafındakilere zarar vermesi ve tehlikeye atması durumunda ise ebeveynlerin bu alana müdahale etmeleri gerektiğini bunun hem anne-baba olmaktan hem de dinden kaynaklanan bir sorumluluk olduğu düşüncesi tespit edilmiştir.
  • Publication
    Ahmed b. Hanbel'de tefsirin mahiyeti ve meşruiyeti sorunu
    (2024) Adıgüzel, Abdulcabbar; Birışık, Abdulhamit; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı; Tefsir Bilim Dalı
    Bu çalışmada tefsir tarihi tasavvurumuzu şekillendirdiği düşünülen iddialardan biri olarak Ahmed b. Hanbel’in tefsirin aslı olmadığına dair sözü konu edilmektedir. Tefsirin aslı olmadığına dair yargının Ahmed b. Hanbel gibi etkili bir isimden gelmesi, erken dönem tefsir faaliyetleri ve tefsir rivayetleri konu edildiğinde genelde araştırmacıların görmezden gelemeyip temas ettiği temel meselelerden biri olmasına sebebiyet vermektedir. Bununla birlikte tefsirin aslı olmadığına yönelik ifadesiyle Ahmed b. Hanbel’in tam olarak ne kastettiğine dair açık verilerin bulunmayışı, sözün muhtelif ve hatta birbirine muhalif pek çok söylem için mesnet/mevzi teşkil etmesiyle sonuçlanmıştır. Sözle ilgili ilk yorum yapan Hatîb el-Bağdâdî ve İbn Teymiyye’den bu yana çeşitli vesilelerle dile getirilen ve gün geçtikçe artış gösteren yorumların, sözün maksadını ve Ahmed b. Hanbel’in ilmî şahsiyetini aşarak tefsir tarihi tasavvurumuzu örselediği fark edilmektedir. Tefsir hakkında ucu açık bir eleştiride bulunduğu varsayımından hareketle kimi araştırmacıların sözü tevil etmeye çalışırken farklı sonuçlara ulaştığı, kiminin Ahmed b. Hanbel’i ve ehl-i hadîsin ilim anlayışını yargılamayı tercih ettiği, kiminin de yorumlamak yerine sözün Ahmed b. Hanbel’e nispetini reddetmeyi yeğlediği gözlenmektedir. Buna mukabil bu sözün yenilikçi din anlayışına sahip kimseler ile Ehl-i Kur’ân ekolü için rivayetler özelinde geleneksel din anlayışının, Şiî anlayış için Sünnî ilim geleneğinin, Batılı araştırmacılar için de İslam rivayet kültürünün bir tür eleştiri malzemesine dönüştüğü müşahede edilmektedir. Mamafih Türkiye’de İlahiyat önlisans ve lisans eğitim müfredatlarında yer alacak kadar yaygınlaşması, sözün ilmî usûller çerçevesinde araştırılmasını, asıl maksadını ve sınırlarını belirlemeyi zaruret hâline getirmektedir. Mevzubahis saiklerle Ahmed b. Hanbel’in ne dediğini ve neyi kastettiğini anlamak amacıyla çalışmamızda sözün tespiti aşamasında tarihsel veri araştırması, elde edilen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi aşamasında da veri analizi ve kronolojik mukayese metodu takip edilmektedir. Yapılan incelemelere göre Ahmed b. Hanbel’in Ehl-i hadîsin ilim anlayışına sahip hocalarından tefsir rivayetleri aldığı, tefsir rivayetleriyle özel olarak ilgilenip el-Müsned’de de bir kısmını naklettiği, bugüne ulaşmasa da tefsir içerikli rivayetleri bir araya getiren hacimli bir tefsirin kendisine nispet edildiği, öğrencileri ve takipçileri arasında tefsirle ilgilenen ve tefsir telif eden kimseler olduğu ve dolayısıyla zannedildiği gibi tefsire karşı olmak, tefsiri reddetmek, ilim saymamak gibi bir gaye taşımadığı anlaşılmaktadır. Bilgi anlayışı açısından merfu hadisleri öncelemesi sebebiyle bu niteliğe sahip rivayetleri derlediği; fakat tefsir başta olmak üzere megâzî ve melâhim konularında Hz. Peygamber’den gelen rivayet sayısının az miktarda olduğunu tespit ettiği, bu alanların sahabe ve tâbiûn kavillerine dayalı olarak gelişim gösterdiği ve nihayetinde sözün bu alanlarda merfu hadislerin son derece az olmasıyla sınırlı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
  • Publication
    Turist rehberliği mesleğinde kültürlerarası sözsüz iletişim üzerine bir araştırma
    (2024) Sadıç, Cüneyt; Soydaş, Ayda Uzunçarşılı; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Halkla ilişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı; Kişilerarası İletişim Bilim Dalı
    Turizm yapılan yatırımın hızlı geri dönüşü, hizmet sektörü olması nedeni ile yüksek istihdam sağlaması, dış ticaret açığını kapatmada oynadığı rol, doğrudan ya da dolaylı olarak pek çok sektörü etkilemesi gibi faktörler nedeniyle Türkiye ekonomisi için önemli sektörlerin başında gelmektedir.Turist rehberleri ise, destinasyon, tarihi, coğrafi, arkeolojik ve mitolojik bilgilere sahip olmaları, yabancı dil bilgileri, turistlerin beklentileri ve tercihlerini bilmeleri ve ülkemize gelen turistlerle birebir ilişki içinde olmalarından dolayı, sektörün en önemli parçası durumundadırlar. Bu kadar önemli bir noktada görev yapan turist rehberlerinin en az bir yabancı dili iyi konuşabilmelerine rağmen, kültürlerarası iletişim özellikle de sözsüz iletişim konularında öğretimleri, sahip oldukları bilgi ve beceriler hakkında yapılmış çalışmalar yetersiz olup, eldeki bilgi oldukça kısıtlıdır. Tezin amacı, Türk Turist Rehberlerinin sözsüz iletişim bilgi ve becerilerinin kültürlerarası iletişim açısından değerlendirilmesidir. Bu konuda daha önce yapılmış bir çalışma mevcut olmayıp, bu yönü ile yapılacak olan araştırma, kültürlerarası sözsüz iletişimin turist rehberliğindeki önemini ortaya koyarak gerek iletişim, gerekse turist rehberliği disiplinlerinde var olan bir açığı kapatacak ve ileri de yapılacak çalışmalara temel oluşturacaktır.Tezin araştırma kısmında, yerleştirilen son kişinin puanı baz alınarak, Turist Rehberliği öğretimi veren ilk on Lisans Programı ve ilk on Ön Lisans Programı belirlenmiştir. Bu programlarda verilen dersler incelenerek, müfredatlarında kültürlerarası iletişim ve/veya sözsüz iletişim dersleri olup olmadığı incelenmiştir. İkinci aşamada rehberlerin ruhsatnamelerinde yazan dile ait sözsüz iletişim konusundaki bilgi ve tecrübeleri ile, seyahat acentelerinin çalıştıkları turist rehberlerinde bu bilgi ve tecrübeyi arayıp aramadıkları farklı dil gruplarından seçilen 6 turist rehberi ve 7 seyahat acentesi yöneticisi ile yapılan derinlemesine görüşmelerle incelenmiş, bulgular MAXQDA24 ile analiz edilmişitir. Araştırma sonucunda Türk turist rehberlerine öğrenimleri saırasında, mesleklerini icra ederken ihtiyaç duyacakları kültürlerarası sözsüz iletişim yeterliliği kazandırılamadığı, turist rehberlerinin kültürlerarası sözsüz iletişim öğretimleri, beceri ve deneyimlerinin meslek açısından ihtiyaç duyulan ölçüde olmadığını görülmüştür.
  • Publication
    Gesprochene sprache im Deutsch-Als-Fremdsprache-Unterricht. Eine pragmalinguistische analyse von Lehrwerkdialogen
    (2024) Özen, Aslı; Heppınar, Gülay; Marmara Üniversitesi; Eğitim Bilimleri Enstitüsü; Yabancı Diller Eğitimi Anabilim Dalı; Alman Dili Eğitimi Bilim Dalı
    Yabancı dil öğretiminde ders kitapları içerisindeki diyaloglar, yabancı dil öğretiminin temelini oluşturmaktadır. Yabancı dil derslerinde konuşma dili ve iletişimsel yetkinliğin kazanılması, ne yazık ki ancak iletişimsel eylem kuramından sonra gerçek yerini almıştır. Daha önceleri özellikle yazma ve okuma becerileri üzerine durulmuş ve bu beceriler üzerinde çalışmalar yapılmıştır.Bu çalışmanın amacı, yerel bir Almanca ders kitabı olan “Mein Schlüssel zu Deutsch” ve Alman bir yayın evine ait bir ders kitabı olan “Beste Freunde” kitaplarında yer alan diyaloglarda, konuşma dilinin özelliklerini ve konuşmacı değişikliği türlerini belirlemek ve incelemektir. Her iki ders kitabı da B1.1 düzeyindedir. MSZD isimli ders kitabı Türk Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Talim Terbiye Kurulu onaylı bir kitaptır. BF Kitabı da Alman bir yayın evi tarafından yazılmış olup, içeriği Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Müfredatına uygun görülmüştür. Bu amaçla, (1) \"Mein Schlüssel zu Deutsch\" ve \"Beste Freunde\" ders kitaplarında hangi konuşma eylemleri bulunmaktadır? (2) \"Mein Schlüssel zu Deutsch\" ve \"Beste Freunde\" ders kitaplarının diyalog bölümlerinde hangi konuşmacı değişiklikleri biçimleri bulunmaktadır? (3) \"Mein Schlüssel zu Deutsch\" ve \"Beste Freunde\" ders kitaplarının diyaloglarında konuşma dilindeki parçacıklar ve ünlemlerle ilgili hangi kelime dağarcığı özelikleri bulunmaktadır? (4) Seçilen ders kitaplarında konuşma eylemleri, konuşmacı değişiklikleri biçimleri, parçacıklar ve ünlemler karşılaştırmaları nasıl görünmektedir?, sorularına yanıt aranacaktır.Bu sorularla bir yanıt bulabilmek ve inceleme yapabilmek için hem nicel hem de nitel bir doküman analizi yapılacaktır. Konuşma dilinin dilsel özelliklerini araştırmak için nitel içerik analizi tercih edilecektir. Ders kitabındaki diyaloglarında konuşma dilinin sözcüksel özelliklerinin oluşumunu belirlemek ve değerlendirmek için ise nicel analiz kullanılacaktır. Verilerin değerlendirilmesinde araştırmacı tarafından belirlenen “Ders Kitaplarındaki Konuşma Dilini Değerlendirme Ölçeği” kullanılacaktır. Bu değerlendirme ölçeğinde öne çıkan analiz kriterleri arasında şu kriterler mevcuttur: Konuşmacı Değişikliği, Etki Alanı, Niteleme Edatları/İlgeçleri, Diyalog Edatları, Ünlemler, Cümle Sonlandırmaları ve Dinleyici Sinyalleri. Daha sonra elde edilen bulgular frekans analizi yardımıyla görüntülenecek ve litratür taraması çerçevesinde değerlendirilip yorumlanacaktır. Sonuç olarak bu çalışmanın bulgularının, Türk okullarında görev yapan Almanca öğretmenleri için bir kılavuz oluşturması öngörülmektedir. Her iki ders kitabındaki diyalogların karşılaştırılmasından elde edilen sonuçların Almancanın yabancı dil olarak öğretimesinde kullanılan ders kitaplarını hazırlayan yayın evlerinin ve MEB Talim Terbiye Kurulunun ilgisini uyandırması beklenmektedir.
  • Publication
    Bireysel başvuru mekanizmalarında pilot karar usulü
    (2024) Kocakuşaklı Nazlım, Elif; Şirin, Tolga; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Kamu Hukuku Anabilim Dalı; Kamu Hukuku Bilim Dalı
    Hem İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi hem de T.C. Anayasa Mahkemesi aynı yapısal sorundan kaynaklanan çok sayıda benzer başvurunun çözüme kavuşturulması için bireysel başvuru yolunda pilot karar usulünü uygulamaktadır. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin içtihat yoluyla ürettiği bu karar tipi, İHAM içtihadında oldukça sistematikleştirilmiş ve içtihadi bir birikime sahip olmuştur. Mahkeme Kuralları’nda kayıt altına alınan pilot karar usulü, AYM tarafından da benimsenmiş ve Anayasa Mahkemesi İç Tüzüğü’nde düzenlenmiştir. Pilot karar usulünün ne olduğunu, Türk mevzuatındaki ve uygulamasındaki yapısal sorunların neler olduğunu ortaya koyan ve bunlara ilişkin getirilebilecek çözüm önerilerini ileri süren bu tez iki bölümden oluşturmaktadır. Tezin birinci bölümünde İHAM’ın üretmiş olduğu pilot karar usulünün tarihi, pilot kararın unsurları ve pilot karar çeşitleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda tam pilot kararlar haricinde İHAM’ın Türkiye ile ilgili vermiş olduğu pilot karara benzeyen ihlal kararları tespit edilerek incelenmiştir. İkinci bölümde ise AYM’nin İç tüzük’te düzenlemiş olduğu pilot karar usulü aktarılmaya çalışılmıştır. Ardından AYM’nin bugüne kadar vermiş olduğu pilot kararlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Akabinde yapısal sorun tespit edilen ve alınması gereken tedbirlerin belirlendiği kararlar sadece pilot kararlar olmadığı için AYM’nin yapısal sorun tespit ettiği diğer kararları ortaya konarak bu kararlarda AYM’nin uyguladığı usul ve sorunlar ele alınmıştır. Son olarak da hem pilot karar hem de yapısal sorun tespit edilen diğer kararlar bağlamında problemli görülen hususlar çerçevesinde çözüm önerileri ortaya konmaya çalışılmıştır.
  • Publication
    Üsküplü Abdülfettah Rauf'un şiirlerinde Balkan tarihi coğrafyası ve kültürü
    (2024) Nazim, Elif; Güneş, Mehmet; Marmara Üniversitesi; Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü; Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı; Yeni Türk Edebiyatı Bilim Dalı
    Abdülfettah Rauf, Üsküp'ün önemli âlim ve şâirleri arasında yer alırken, yaşadığı dönemde Balkanlar'daki Osmanlı egemenliğinin sona ermesi ve yeni siyasi yapılanmaların doğuşu gibi önemli tarihi olaylara doğrudan tanıklık etmesi bakımından da büyük önem arz etmektedir. Bu tarihsel geçiş dönemini bizzat deneyimlemesi, Rauf'u bu dönemde halka rehberlik eden bir bilgin olarak ortaya çıkarmış ve özellikle yazdığı şiirlerle yaşadığı dönemin tarihine ayna tutmuştur. Hayatta olduğu yıllarda Yugoslavya Rejiminin sıkı tedbirleri sonucunda ilim verdiği Meddah Medresesi’nin kapatılmasıyla başlayan zorlu yılları, Fettah Efendi olarak da bilinen Rauf’un 7 yıl hapis cezasına çarptırılmasına neden olmuştur. Hapisten çıktıktan sonra da uzun süre takibe alınan ve görev yapması engellenen Fettah Efendi daha sonra devlet tarafından kurulan arşivde Osmanlıca belgeleri okuması için görevlendirilmiş ve 1963 yılında 53 yaşında iken hayata gözlerini yummuştur. Sıkı rejim dolayısıyla hayattayken yayınlayamayan şiirleri ölümünden sonra da uzun yıllar kapalı kapılar arkasında unutulmaya yüz tutmuştur. 2016 yılı itibariyle Üsküp’te şahsın adını taşıyan “Fettah Efendi Derneği”nin kurulması ve derneğin dağınık bir şekilde birkaç kaynakta mevcut olan şiirlerini toplamasıyla ilk şiir kitabı 2021 yılında yayınlanmıştır. Fettah Efendi’nin şiir defterlerinin çoğunu öğrencisi Kemal Aruçi el yazısıyla Osmanlıca yazıp tanzim etmiştir. Yayına hazırlanma süreci Osmanlıca el yazısıyla yazılmış bu defterlerin profesyonel bir ekip tarafından Latin harflerine çevrilmesi suretiyle gerçekleşmiştir. Bu çalışmada, Makedonya'daki Türklük ve Müslümanlık kimliğinin devamını sağlayan önemli figürlerden biri olan Abdülfettah Rauf'un şiirlerinde Balkan tarihi, coğrafyası ve kültürüne dair unsurlar incelenecektir. Yayınlanmış 6 şiir kitabı doğrultusunda Rauf'un doğum yeri olan Üsküp'e ve çevresine dair şiirlerinden başlayarak, onun Makedonya ve Balkan topraklarına yönelik bakış açısı ve görüşleri ele alınacaktır
  • Publication
    Ergenlerde gelecek beklentisi, umutsuzluk ve Allah’a bağlanma arasındaki ilişki
    (2024) Coşkun, Fatmatüzzehra; Düzgüner, Sevde; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı; Din Psikolojisi Bilim Dalı
    Bireyler yaşantılarında karşılaştıkları olaylara bazı anlamlar yüklemektedirler. Bireyin yüklediği anlamlar gelecekteki davranışlarını etkilemektedir. Bireyin davranışlarını anlamada geleceğe dair düşüncelerin rolü oldukça büyüktür. Gelecek beklentisini etkileyen faktörler arasında inançlar ve değerler yer almaktadır. Mac Leod ve Byrne (MacLeod & Byrne, 1996), geleceğe dair olumlu bir beklentiye sahip bireylerin iyimser ve umutlu olduğunu ifade etmiştir. Bireyin yaşamı boyunca ilişkilerini, kişilik özelliklerini, tutum ve davranışlarının altında yatan bazı sebepleri bağlanma kuramı ele almaktadır. (Doğan, 2018).Bu araştırmanın amacı ergenlerde gelecek beklentisi, umutsuzluk ve Allah’a bağlanma arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın alt amaçlarından biri gelecek beklentisi, umutsuzluk ve Allah’a bağlanma ölçeklerinden elde edilecek olan puanların, demografik değişkenlere bağlı olarak farklılık gösterip göstermediğine ulaşmaktır. Bu çalışmada ilişkisel tarama metodu kullanılmıştır. Araştırmada 14-18 yaş arasındaki lise çağındaki bireyler araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuş olup kota ve kartopu teknikleri kullanılmıştır. Kota tekniği, evrenin küçük bir modelini oluşturmak ve evrendeki bazı önemli grupları çalışma grubunda simgelemek amacıyla kullanılmaktadır (Ergin, 1994). Kartopu tekniği ilk olarak çalışılmak istenilen gruptan birkaç kişi ile başlamakta ve araştırma boyunca etkilenme ile katlanarak artan bir çalışma grubuna ulaşmaktadır (Özen, Gül, 2007). Çalışmada veri toplama araçları olarak, Demografik Bilgi Formu, McWhirter ve McWhirter (2008) tarafından geliştirilmiş, orijinal isimi “Future Expectations Scale for Adolescents” olan ve Tuncer (2011) tarafından Türkçe’ ye uyarlanan Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği (EGBÖ), Brennan, Clark ve Shaver’ın (1998) “Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YI ̇YE)” ölçeğinden faydalanılarak Richard Beck ve Angie McDonald (2004) tarafından geliştirilmiş̧ ve Subaşı (2012) tarafından Türkçe ‘ye uyarlanmış olan Allah’a Bağlanma Envanteri (ABE) ve Beck (1974) tarafından hazırlanan, Seber (1991) tarafından Türkçe ’ye uyarlanan “Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) kullanılmıştır. Bu çalışma 348 ergen bireye uygulanmış ve araştırmadan toplanan veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada Ergen Gelecek Beklentileri ile Umutsuzluk değişkeni arasında negatif bir ilişki, Allah’a güvenli bağlanma değişkeni ile pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Umutsuzluk ile Allah’a bağlanma değişkeni arasında ise negatif bir ilişki olduğu ortaya koyulmuştur. Yapılan analizler sonucunda daha sonra yapılacak çalışmalara öneri olarak üç ana değişken ve demografik değişkenler arasında aracılık rolünün incelenmesinin literatüre katkı sağlayacağı görüşüne ulaşılmıştır.Gelişimin önemli bir evresi olan ergenlikte bireyin gelecek beklentilerini belirlemede umutsuzluğun ve Allah’a bağlanmanın rolünü ortaya koyması açısından bu çalışmanın kayda değer bir öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Uluslararası literatüre bakıldığında bu çalışmadaki değişkenlerin daha önce birlikte kullanılmadığı görülmektedir. Bu yönüyle bu araştırma ergenler ile ilgili yapılan diğer çalışmalara ve gelecekteki araştırmalara katkı sağlayacak niteliktedir.
  • Publication
    Sinemada folklorik korku bağlamında cadı kültüne bakış
    (2024) Altunkurt, Oğuzhan; Demoğlu, Meliha Elif; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Radyo, Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı; Sinema Bilim Dalı
    Bu tez çalışması folklorik korku sinemasında cadı figürünün görünümlerini folklorik korkuyu bir alt tür olarak konumlandırarak ortak uylaşımlar çerçevesinde incelemektedir. Sinemada sıklıkla görülen folklorik bir korku figürü olarak cadının bu alt türün filmlerindeki ortaklaştığı ve farklılaştığı noktalar ile folklorik korku filmlerinin bir alt tür olarak ortak uylaşımları bu bağlamda analiz edilmiştir. 2010 yılından sonra folklorik korku filmlerinin üretiminde artış olduğu ve bu filmlerin akademik literatürde görünür ve tartışılır hale geldiği tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışmada 2010 yılı sonrası vizyona giren, birbirinden farklı coğrafyalarda geçen ve cadı figürünü içeren dört film tür analizi metoduyla incelenmiştir. Bu filmler yapım sırasına göre analiz edilmiş olup, The Witch: A New England Folktale (2015, Robert Eggers), Hagazussa: A Heathen’s Curse (2017, Almanya, Lukas Feigelfeld), The Medium (2021, Banjong Pisanthanakun) ve You Won’t Be Alone (2022, Goran Stolevski) filmleri örneklem olarak belirlenmiştir. Yapılan incelemelerle birlikte folklorik korku filmlerinin biçimsel ve anlatısal özellikleri ortaya konmuş, cadı figürünün görünümünün bu filmlerde ortaklaştığı ve farklılaştığı noktalar tespit edilmeye çalışılmıştır.
  • Publication
    Bir Memlük coğrafyacısı İbnü'l-Verdî'nin Harîdetü'l-Acâib ve Ferîdetü'l-Garâib'inde dünya tasviri
    (2024) Çaçan, Ahsen; Kelpetin, Mahmut; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı; İslam Tarihi Bilim Dalı
    Sirâcüddin İbnü’l-Verdî (ö. 861/1457), Memlükler döneminde Suriye – Filistin bölgesinde yaşamıştır. Hayatı hakkında kaynaklarda pek bilgi bulunmasa da milâdî 1412’de yazdığı Harîdetü’l-Acâib ve Ferîdetü’l-Garâib isimli eseri günümüze ulaşmıştır. Bu çalışmada acâibü’l-mahlukât literatüründen kabul edilen Harîdetü’l-Acâib’de müellifin dünya tasviri, bir başka ifadeyle bilinen dünyayı nasıl ele aldığı coğrafya açısından incelenmektedir. Coğrafya, sadece dünyanın fizikî veya matematiksel coğrafyası ile sınırlı kalmamakta; yazıldığı dönemin milletleri, ülkeleri, hükümdarları, halkların inançları, adetleri ve gelenekleri hakkında da bilgiler sunmaktadır. Kozmografya ve coğrafya karışımı olan bu eser, gerek muhtevası gerek haritası ile İslam coğrafyacılığının geç Orta Çağ’daki örneklerindendir. Sadece muhtevası ve haritası ile değil, aynı zamanda kapsamı ve içeriği ile de İslam coğrafyacılığının önemli bir eseridir. Zira, o dönemde diğer İslam coğrafyacılarında rastlanmayan Avrupa, Afrika ve Asya kıtaları hakkında bilgiler içermektedir. Bu kıtalardaki halklar, ülkeler ve şehirler hakkında detaylı bilgiler sunması, eserin özgünlüğünü ve önemini artırmaktadır. Eserin en dikkat çekici özelliklerinden biri de fethedilmeden önce İstanbulʼun geniş bir tasvirini sunmasıdır. Bu tasvir, şehrin tarihi ve kültürel açıdan önemini vurgulamaktadır. İbnü’l-Verdî’nin Harîdetü’l-Acâib adlı eseri, sadece bir coğrafî eser olmanın yanında bir haritanın açıklaması olarak ortaya çıkmıştır. Müellif önce haritasını çizmiş ve daha sonra bu haritayı açıklamak için eserini kaleme almıştır. Bu durum, eserin özgünlüğünü ve ilginçliğini artırmaktadır. Eserin Belh ekolü coğrafya üslubunda telif edildiği düşünülse de, genel bir dünya tasviri vermesi ve İslam ülkeleri dışındaki ülkeleri de ele alması ile aslında Irak ekolüne daha çok benzemektedir. Bu durum, İbnü’l-Verdî’nin coğrafî bilgi kaynaklarının ve üslubunun çeşitliliğini göstermektedir. Bu çalışmada, bir Memlük coğrafyacısının eserinde dünyayı nasıl ele aldığı, İslam coğrafyacılığı ve kartografyasındaki önemi, merkeze aldığı bölgeden hangi coğrafî ekole göre bir anlatım üslubu benimsediği, bölgeleri, ülkeleri ve halkları nasıl anlattığı, tarih-coğrafya ilimleri ışığında disiplinlerarası rasyonel bir yöntemle incelenecektir.
  • Publication
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı BEL_Yz_K.000707’de kayıtlı Mecmū‘a-yı Eş‘ār (inceleme - metin)
    (2024) Er, Cansel; Taş, Hakan; Marmara Üniversitesi; Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü; Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı; Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı
    Şiir mecmuaları Türk, Arap ve Fars kültürlerinde rağbet görmüştür. Öyle ki yazma eser kütüphanelerinde sayı bakımından en çok bulunan eser türleri arasındadır. Mecmualar, çoğu zaman şairin divanında yer alan şiirleri içerdiği için ikinci bir kaynak olarak kabul edilebilir; ancak bazen önceki kaynaklarda bulunmayan yeni bir şiir veya şair içerdiği ya da kaynakların tahribata uğramış ve okunmaz hale gelmiş olması sebebiyle birincil kaynaklar olarak da kullanılabilir.Bu çalışmanın konusu olan mecmua İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Bel_Yz_K.000707 numarada kayıtlı Mecmu‘a-yı Eş‘ar’dır. Toplam 117 varaktan oluşmaktadır. Müellifin yazmayı planlayıp tamamlayamadığı boş sayfalar bulunmaktadır. 1b - 117a kısmını incelediğim bu çalışmada toplam 162 şiir bulunmaktadır. Şiirler transkribe edilmiştir. Bazı şiirlerde başlıkta şairin adı yazarken bazı şiirlerde ise “makta” beyitinden şairi anlaşılmaktadır. Bazısında ise kime ait olduğu belirtilmemiştir.
  • Publication
    Marka lisans sözleşmelerinin sona ermesi
    (2024) Ertüzün, Tevfik Melih; Baş, Kadir; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Özel Hukuk Anabilim Dalı; Özel Hukuk Bilim Dalı
    Marka hakkının hukuki işlemlere konu edilmesiyle, marka sahibi, marka hakkını lisansa vererek markasını lisans sözleşmelerine konu edebilmektedir. Bu yolla, marka sahibi, markasının kullanımını lisans alana bırakabilmektedir. Lisansı veren ve lisansı alan arasında markayı konu edinen bir sözleşme akdedilmesine rağmen, taraflar arasındaki lisans sözleşmesi çeşitli sebeplerle sona erebilmektedir. Lisans sözleşmesinin sonlanmasıyla da taraflar arasında çeşitli ihtilaflar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, bu tez çalışmasında marka hakkı sahibi ile lisans alan arasında akdedilen marka lisans sözleşmelerinin sona ermesinin hukuki mahiyeti açıklanarak ihtilafların ne şekilde çözülebileceğinin izahı amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, bu çalışmada, hangi durumlarda marka lisans sözleşmelerinin sona ereceği, sözleşmenin sona ermesi halinde nasıl sorunların ortaya çıkabileceği ve bu sorunların ne şekilde çözülebileceği, teorideki tez ve antitezlerin analiziyle bir sentez haline getirilmesi şeklinde bir yöntem izlenerek ortaya koyulmak istenmiştir. Bu yöntemle, ortaya koyulan sentezin pratikte ortaya çıkabilecek vakıalara çözüm getirebilmesi amaçlanmıştır. Bu yaklaşımla, bu tezde, özellikle hangi durumların marka lisans sözleşmelerini sona erdireceği detaylıca ele alınmış ve bunların neye sonuç açacağı burada tespit edilmiştir. Bu tespitler yapılırken, marka lisans sözleşmelerinin sona ermesine ilişkin yargı kararları gözlemlenip incelenerek içtihat ve öğretideki ortak ve ayrık noktalar saptanmış, pek çok ayrık düşüncelerin esasında marka lisans sözleşmelerinin isimsiz sözleşme yapısından kaynaklandığı kanısına varılmıştır. Bu çalışma neticesinde, marka lisans sözleşmelerinin atipik yapısının uygulama ve teorideki düşünce ayrılıklarına sebebiyet verdiği anlaşıldığından marka lisans sözleşmelerinin veyahut en azından lisans sözleşmelerinin yasal zemine kavuşturulması hâlinde, teoride ve pratikteki farklılıkların önüne geçilerek yargı kararlarının daha adilane olabilmesine imkân vereceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
  • Publication
    KOAH’lı Bireylerde Pranayama Yoganın Semptom, Yorgunluk ve Solunum Parametreleri Üzerine Etkisi
    (2024) Çelik, Selman; Oğuz, Sıdıka; Takır, Huriye Berk; Marmara Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Fakültesi; Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı; İç Hastalıkları Hemşireliği Bilim Dalı
    Amaç: Bu çalışma pranayama yoga uygulamalarının KOAH’lı bireylerde, semptom, yorgunluk ve solunum parametreleri üzerine etkilerini incelenmek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: : Çalışma Nisan 2022 - Haziran 2023 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmaya GOLD sınıflamasına göre B Gurubu KOAH hastaları FEV1 değerlerine göre evre I (hafif KOAH) ve evre II (orta şiddetli KOAH) 66 KOAH’lı hasta dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen 66 KOAH’LI hastalar arasında randomizasyon yapılarak çalışma grubu 33 (16 evre I ve 17 evre II) ve 33 (16 evre I ve 17 evre II) kontrol grubu olarak iki gruba ayrıldı. Çalışmaya dahil edilen tüm hastalar ile araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi ile ön test veri toplama formu dolduruldu ve hastaların solunum fonsiyon testleri (SFT) yapıldı. Çalışma grubundaki hastalara araştırmacı tarafından 20 dakika pranayama yoga öğretildi ve 21 gün boyunca paranayama yoga yaptırıldı. Hastalar 21 gün boyunca her gün araştırmacı tarafından aranarak ya da online iletişim kurularak hastaların pranayama yoga yapması sağlandı. Hastalar 21 günün sonunda tekrar görüşmeye çağrıldı, son test veri toplama formu dolduruldu, ikinci kez hastaların SFT’leri yapıldı ve değerlendirildi. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmadı 21 gün sonra ikinci görüşmeye çağrıldı veri toplama formu dolduruldu ve ikinci kez hastaların SFT’leri yapıldı ve değerlendirildi. Bulgular: Bu çalışmada, 21 gün boyunca her gün pranayama yoga yapan çalışma grubunun semptom şiddeti, yorgunluk düzeyi ve solunum parametrelerinde değişim olduğu belirlendi. Bulgulara göre pranayama yoga KOAH evre I ve evre II hastalarının semptom düzeyini ve yorgunluk düzeyini düşürdüğü, fakat bu düşme oranın evre I hastalarında daha fazla olduğu saptandı. Ayrıca pranayama yoga KOAH evre I ve evre II hastalarının, FVC(L), FEV1(L), FEV1/FVC(%), PEF(L/s), FEF25-75(L/s) ve VC(L) solunum parametrelerini artırdığı, bu artma miktarının evre I hastalarında daha fazla olduğu belirlendi. Kontrol gruplarında ise herhangi bir gelişme görülmedi. Sonuç: Bu çalışmada, pranayama yoga KOAH’lı bireylerin semptom şiddetini ve yorgunluk düzeyini azalttığı, solunum kaslarını rahatlattığı ve akciğer kapasitesini artırdığı için tıbbi tedaviye tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak uygulanması önerilmektedir.
  • Publication
    Ankilozan Spondilitin MHC sınıf1 ilişkili immün patogenezin incelenmesi
    (2024) Gülmez, Merve; Erzik, Can; Marmara Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Enstitüsü; Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı; Tıbbi Biyoloji ve Genetik Bilim Dalı
    Amaç: Bu çalışmada hastalığın immün mekanizmalarının aydınlatılması için HLA-B27(-) ve HLA-B27(+) hastalarda meydana gelen ankilozan spondilit (AS) patogenezinde hatalı katlanmanın yeri araştırıldı ve sağlıklı kontrollerle farklı parametreler ile karşılaştırılarak hastalık oluşumu ve gelişimi ile ilişkilendirilmesi hedeflendi.Gereç ve yöntem: İç Hastalıkları ABD Romatoloji BD polikliniğine başvuran uluslararası kriterlere göre AS tanısı kesinleşmiş 30 AS hastası ve eş sayıda sağlıklı kontrol çalışmaya dahil edildi. Hasta ve sağlıklı kontrollerden periferik kan örnekleri toplandı. Akış sitometrisi yöntemiyle mononükleer hücrelerinde hatalı katlanma tayini yapıldı, kantitatif PZR ile UPR genleri IRE1, PERK, ATF6 ve XBP1 ekspresyon düzeyleri ve ELISA ile proinflamatuar IL-17, IL-1β, IL-6 ve TNFɑ düzeyleri ölçüldü. Bulgular: XBP1, IRE1 ve PERK gen ekspresyon düzeylerinin hastalar ve sağlıklı kontrollere göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlenmezken (p>0.05), ATF6 gen ekspresyon değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (P<0.001). Hastaların serumlarındaki IL-17, IL-1β ve IL-6 düzeylerinde istatiksel olarak anlamlı bir değişim gözlenmedi (p>0.05); fakat AS hastalarının serumlarındaki TNF-α düzeyleri anlamlı bulundu. AS hastalarında HC10 antikoru gözlenmiş olup, hatalı katlanan proteinlerin miktarında sağlıklı kontrollere göre anlamlı bir artış gözlendi.Sonuç: Elde edilen sonuçlar, HLA-B27'nin yanlış katlanması, endoplazmik retikulum (ER) stresine ve katlanmamış protein yanıtının (UPR) aktivasyonuna yol açabileceğini kanıtlar niteliktedir. Bu çalışmanın daha geniş bir hasta popülasyonunu kapsaması hastalığın gelişimi, seyri ve tedavi yanıtları hakkında daha kapsamlı bilgiler sunabilir.
  • Publication
    Hatay'da yaşayan Nusayri ve Sünnilerin Suriyeli sığınmacılara yaklaşımı üzerine nitel bir araştırma
    (2024) Aslan, Ayşenur; Odabaşı, Fatma; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı; Din Sosyolojisi Bilim Dalı
    Bu araştırma Hatay’da yaşayan Nusayri ve Sünnilerin Suriyeli sığınmacılara yaklaşımının ne şekilde olduğunu anlamayı hedeflemiştir. Nitel bir araştırma olma özelliği taşıyan bu araştırmada, araştırmanın amaç ve hedefleri doğrultusunda 13 Nusayri 15 Sünni olmak üzere toplam 28 kişi ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan mülakatlardan elde edilen veriler, MAXQDA programından faydalanılarak analiz edilmiş ve belirlenen tema ve kodların ışığında yorumlanıp değerlendirilmiştir. Yorumlanma ve değerlendirme aşamasında ilgili literatüre atıflar yapılmıştır. Yapılan derinlemesine mülakatlardan elde edilen veriler değerlendirildiğinde mezhep faktörünün Suriyeli sığınmacılara yaklaşım üzerinde etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nusayrilerin Suriyeli sığınmacılara yaklaşımında genel bir olumsuz eğilim olduğu görülürken Sünnilerin yaklaşımı çeşitlilik göstermektedir. Sünni katılımcılar için dindar olup olmamak yaklaşımı belirleyen bir durum olarak karşımıza çıkmıştır.
  • Publication
    Takım sporcularında karanlık üçlü kişilik ve yıkıcı liderlik algısı arasındaki ilişkide saldırganlığın aracı rolünün incelenmesi
    (2024) Sucularlı, Eylül; Karagözoğlu, Cengiz; Marmara Üniversitesi; Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü; Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı; Egzersiz ve Spor Psikolojisi Bilim Dalı
    Amaç: Bu tez kapsamında temel amaç; takım sporcularında Karanlık Üçlü kişilik ve yıkıcı liderlik algısı arasındaki ilişkide saldırganlık aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı; Karanlık Üçlü, yıkıcı liderlik algısı ve saldırganlık düzeyinin; cinsiyet, eğitim düzeyi ve spor branşına göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya; uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş, İstanbul ilinde yer alan spor kulüplerinde, takım sporlarına (futbol, basketbol, voleybol, hentbol) aktif olarak devam eden 13-39 yaş arası 153’ü kadın ve 224’ü erkek olmak üzere 377 takım sporcusu ve 18 yaş ve üstü 26 erkek takım baş antrenörü, toplam 403 kişi katılmıştır. Analiz için belirlenen dahil etme kriterleri göz önünde bulundurulduğunda, toplamda 38 takım sporcusu dışlanmış ve böylece analiz, 339 sporcu ve 26 baş antrenör, toplamda 365 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu”, “Dirty Dozen Karanlık Üçlü Ölçeği”, “Sporda Algılanan Yıkıcı Liderlik Ölçeği” ve “Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği” kullanılmıştır.Bulgular: Analiz sonuçlarına göre; takım sporcularında, Karanlık Üçlü ve saldırganlık düzeylerinde; cinsiyet, eğitim düzeyi ve spor branşına göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur; takım antrenörlerinde ise Karanlık Üçlü ve saldırganlık düzeylerinde, eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sporcularda ve antrenörlerde; Karanlık Üçlü ve saldırganlık düzeyleri pozitif yönde anlamlı ilişkili bulunmuştur. Aracılık analizinden önce değişkenler arasındaki ilişki incelenmiş ve aracılık analiz şartlarını sağlayan değişkenler çoklu aracılık analizine dahil edilmiştir. Çoklu aracılık analizi sonuçlarına göre; fiziksel saldırganlık alt boyutunun, psikopati ile başarısızlık korkusu/baskı arasındaki ilişkide tam aracı rol oynadığı görülmüştür (p<.001, R2 = .10). Ayrıca, fiziksel saldırganlık ve düşmanlık alt boyutlarının, psikopati ile duygusal kararsızlık arasındaki ilişkide tam aracı rol oynadığı görülmüştür (p<.001, R2 = .10).Sonuç: Sonuç olarak, takım sporcularında ve takım antrenörlerinde Karanlık Üçlü ve saldırganlık toplam puanlarında gruplar arası farkların olduğu; bunun yanı sıra, takım sporcularında Karanlık Üçlü’nün, saldırganlık aracılığıyla yıkıcı liderlik algısı üzerinde etkili olduğu ifade edilebilir.