Tez Koleksiyonu

Permanent URI for this collection

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 38295
  • Publication
    Yeşil tahvillerin diğer yatırım araçlarıyla ilişkisinin incelenmesi : Gelişmekte olan piyasalar örneği
    (2023) Alkasem, Mohammad O. M.; Demirbilek, İskender; Marmara Üniversitesi; Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü; Sermaye Piyasası ve Borsa Anabilim Dalı
    İklim değişikliğinin zararlı sonuçları gittikçe artmaya devam ederken mevcut iklim finansman akışları, Paris Anlaşmasının hedeflerine ulaşmak için gerekli yatırımları sağlamaktan uzak görünmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından Paris Anlaşmasıyla uyumlu finansman açığı daha belirgindir. Uluslararası özel sermayenin katılımı sağlanmadan bu açığın kapanması olası değildir. Ne var ki iklim finansmanı kapsamında gelişmekte olan ülkelerde ihraç edilmiş görece bu yeni araçlara ilişkin belirsizlikler özel sermayenin katılımını zorlaştırmaktadır. Araştırmada, iklim finansmanı aracı olup gelişmekte olan piyasalarda ihraç edilmiş yeşil tahvili bağımlı değişken sıfatıyla ele alınmış, diğer borçlanma araçları, pay ve emtia piyasalarıyla bağımlılık ilişkisi Çapraz-Kantilogram yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda bağımlı değişkenin çok kısa vadede pay ve borçlanma araçlarına pozitif bağımlılığı tespit edilerek piyasalar arası yüksek bulaşıcılık görülmüştür. Ancak vade uzadıkça bağımlılığın yönü ayrışmıştır. Nitekim, gelişmekte olan piyasalar yeşil tahvilin diğer borçlanma araçlarına bağımlılığı pozitif yönde devam ederken pay ve emtia piyasalarıyla orta vadeli ilişkisi negatif bir ilişkiye dönüşmüştür. Ayrıca aşırı piyasa koşullarına kontrol sağlanmasıyla, bağımlı değişkenin pay ve emtia piyasalarına orta vadeli negatif bağımlılığının olağan piyasa koşullarında güçlenip aşırı piyasa koşullarında zayıflayarak nötr bir hale geldiği gözlemlenmiştir. Bu bulgular, gelişmekte olan piyasalar yeşil tahvilin pay ve emtia yatırımcısı için bir portföy çeşitlendirme potansiyeli sergilemiştir. Öte yandan, bir günlük kısa vadede piyasalar arası saptanan yüksek bulaşıcılık, finansal istikrar üzerinde oluşturduğu tehdit sebebiyle araştırılması ve ilgili regülatörler tarafından göz önünde bulundurulması gereken bir konu olarak kalmaktadır.
  • Publication
    Pompa ve borulama sistemlerinde oluşan enerji kayıplarının deneysel ve sayısal analizi
    (2023) Koca, Ali Osman; Atmaca, Mustafa; Marmara Üniversitesi; Fen Bilimleri Enstitüsü; Makine Mühendisliği Anabilim Dalı; Makine Mühendisliği Bilim Dalı
    Bu çalışmada içme suyu arıtma tesisindeki pompa hattı ile cazibeli akışlı hattın kolektörde birleştirildiği bir sistem incelenmiştir. Mevcut sistemde pompalar birlikte çalıştırıldığında beklenen debi oluşmamaktadır. Pompalarda debi ve enerji kayıplarına sebep olan hususların incelenerek problemlerin nasıl giderileceği üzerinde durulmuştur. Deneysel çalışmalar tesisteki pompalar ve boru hatları üzerinde yapılmıştır. Pompalar çalışırken, pompaların hattına yüksek basınçlı cazibeli bir akış dahil edilmiştir. Daha sonra pompa hattına giren bu akış durdurulmuştur. Her iki durumun sonuçları karşılaştırılmıştır. Pompaların harcadığı elektrik enerjisi ve verimleri hesaplanmıştır. Deneysel çalışmalarda pompa hattının başka hatlarla birleştirilmesinin yüksek enerji kayıplarına neden olduğu görülmüştür. Deneysel çalışma sonucunda pompalı hatlarla nispeten daha yüksek basınçlı hatlar birlikte çalıştırıldığında, pompalarda %48’lere varan debi kaybı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan bir senaryoda, farklı pompa grupları çalıştırılarak benzer debinin alınabildiği ancak doğru pompa grubunun %54,95 oranında daha az maliyetle aynı debiyi verebildiği hesaplanmıştır. İstenilen debiye göre çalıştırılacak en ekonomik pompa grupları belirlenmiştir. Boru içerisinde debi ve enerji kayıplarına sebep olan etkileri görmek için HAD yöntemi ile sayısal analizler yapılmıştır. Analizlerde, yüksek basınçlı akışın düşük basınçlı pompa hattına girerek sistemin basınç dengesini bozduğu, pompalar için bir engel oluşturduğu ve enerji kayıplarına sebep olduğu görülmüştür.
  • Publication
    Aldatıcı reklamlara yöneli̇k tüketi̇ci̇ algıları ile satın alma ni̇yeti̇ arasındaki̇ ili̇şki̇de marka i̇majinin rolü
    (2023) Yavuz, Ramazan; Ene, Selda; SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ; İŞLETME; GLOBAL PAZARLAMA
    Ticarette rekabetin doğduğu günden bu yana tüketici odaklı pazarlama sürekli karşımıza çıkmaktadır. Rakiplerin birbiriyle olan rekabeti onları yeni yöntem ve stratejiler bulmaya itmiştir. Bu nedenle tutundurma çalışmaları ve tüketiciye yönelik pazarlama iletişimi her daim önemli olmuştur. Tüketicilere ulaşmanın en bilindik yolu olan reklamlar tarihte çok geçmişe dayanan bir tutundurma çalışmasıdır. Tacirler tüketicileri ürünlerine yönlendirmek için bazen aldatıcı reklam yoluna başvurmakta ve tüketicileri yanıltabilmektedir. Bu araştırmada aldatıcı reklamların ne olduğunu, tüketicinin aldatıcı reklamı algılayıp algılayamadığını, algılayabiliyorsa ne şekilde algıladığını, aldatıcı reklamlara yönelik bu algının satın alma niyetiyle olan ilişkisini ve marka imajının bu ilişkideki rolünü tespit etmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada veriler anket yoluyla toplanmıştır. Anket formu internet üzerinden katılımcılara gönderilmiştir.
  • Publication
    Cornus mas L. ekstresinin in vivo ateroskleroz modelinde koruyucu ve tedavi edici etkinliğinin değerlendirilmesi ve etki mekanizmasının aydınlatılması
    (2023) Kargın, Dicle; Aktaç, Şule; Çam, Muhammet Emin; Maltepe Üniversitesi; Sağlık Bilimleri enstitüsü; Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı; Beslenme ve Diyetetik Bilim Dalı
    Amaç: Cornus mas L. (C. mas) bitkisinin deneysel ateroskleroz modelinde koruyucu ve tedavi edici etkinliği araştırmaktır.Gereç ve Yöntem: Sprague-Dawley sıçanlar; Kontrol, Yüksek Yağlı Diyet (HFD), HFD + C. mas (200 mg/kg/gün; 8 hafta), HFD + Atorvastatin (20 mg/kg/gün; 8 hafta), HFD sonrası C. mas (200 mg/kg/gün; 4 hafta), HFD sonrası Atorvastatin (20 mg/kg/gün; 4 hafta) grubu olmak üzere altı gruba ayrılmıştır. Kontrol grubuna 12 hafta standart diyet uygulanırken, uygulama gruplara ilk 8 hafta HFD ve sonraki 4 hafta standart diyet uygulanmıştır. Hayvanlar 12 hafta sonunda dekapite edilmiş, abdominal aort, torasik aort ve serumda biyokimyasal ile histopatolojik incelemeler yapılmıştır. Bulgular: Yüksek yağlı diyet verilen gruplarda total kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein ve trigliserit seviyeleri artmıştır. Histokimyasal incelemelerde HFD grubunda endotelyum hasarı belirlenmiş olup, HFD + C. mas grubunda daha düzenli endotelyum uzantısı ve daha az köpük hücreleri belirlenmiştir. C. mas’ın HFD ile verilmesi ve HFD sonrasında diyete eklenmesi ile lipit düzeylerinde iyileşmeler gözlenmiştir. Aortik dokularda C. mas’ın etki mekanizması değerlendirildiğinde, HFD grubuna kıyasla diğer gruplarda NF-κβ ve çeşitli proinflamatuvar sitokin seviyelerinin azaldığı bulunmuştur. Sonuç: Cornus mas L., yüksek yağlı diyetle oluşturulmuş deneysel ateroskleroz modelinde lipit profilleri ve inflamatuvar belirteçler üzerinde hem koruyucu hem de tedavi edici etki sağlamıştır.
  • Publication
    Ri̇sk toplumu kuramı bağlamında İstanbul depremi̇ ve toplumun deprem algısı
    (2023) Olgun, Beyzanur; Çoban, Melih; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Sosyoloji Anabilim Dalı; Sosyoloji Bilim Dalı
    Bu çalışmanın amacı depremi risk toplumu teorisiyle ilişkilendirerek toplumun depreme yönelik algı, tutum ve davranışlarını ölçmektir. Araştırmada -amacına uygun olarak- 6 Şubat depremi sonrasında toplumdaki deprem algısının değişip değişmediği, depremin toplumun gözünden bir risk olarak ele alınıp alınmadığı irdelenmiştir. Özellikle 6 Şubat depremi sonrası gözlemlenen İstanbul dışına göç etme eğilimindeki artış araştırma sorusunun şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu tez Ulrich Beck’in Risk toplumu teorisi çerçevesinden toplumun beklenen İstanbul depremine yönelik bakış açısını inceleyen niceliksel bir çalışmadır. Saha araştırmasının örneklemini İstanbul’da yaşayan insanlar oluşturmakta olup nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Saha araştırmasının verilerinin incelenmesinde IBM SPSS 25 programı kullanılmıştır, bulgular ve sonuç bölümlerinde yapılan çıkarımların istatistiki olarak doğruluğu programdan elde edilen bilgiler aracılığıyla ispatlanmıştır. Toplumun neyi risk olarak gördüğü ve neyi risk olarak görmediği bireysel bir seçimin ötesinde bir durumdur. Bu doğrultuda depremleri bir risk faktörü olarak ele almak için risk kavramına ve tarihsel gelişimine bakılmış, risk toplumu kuramının kurucuları olan Ulrich Beck ve Anthony Giddens’a da yer verilmiştir. Ayrıca çarpık kentleşme ve kentleşme politikaları bu bağlamda incelenmesi gereken unsurlar olup kent sosyolojisi çalışmaları kapsamında bu unsurlara değinilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında toplumda İstanbul depremine hazırlanılabileceğine yönelik umutsuz bir algı olduğu da gözlemlenmektedir. Bu algı toplumda kaderci bir bakış açısı oluşmasına ve İstanbul depreminin sonuçlarının şimdiden kabullenilmesine neden olmaktadır. Bu durumun toplumun devletten depreme dirençli kentler talep etmesi ve İstanbul’un depreme hazırlanması konusunda olumsuz bir etkiye neden olabileceği sonucuna varılmıştır.
  • Publication
    Irkçılık, yeni̇ ırkçılık ve 2015-2022 yılları arasında Türki̇ye'deki̇ si̇yasi̇ parti̇ li̇derleri̇ni̇n mülteci̇ söylemi̇
    (2023) Argun Can, Merve; Bayram, Ahmet Kemal; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı; Kamu Politikası Bilim Dalı
    Türkiye’de siyasi parti liderlerinin demeçlerindeki mülteci söyleminin yeni ırkçılık bağlamında incelenmesi, tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu doğrultuda öncelikle ırkçılık kavramı ele alınarak bu kavramın milliyetçilik ve kapitalizm ile olan ilişkisi incelenmiş, devamında da yeni ırkçılık kavramına odaklanılmıştır. Irkçılık ve yeni ırkçılık kavramlarının ele alınması, Türkiye’de ırkçılığın olmadığına dair iddiaları değerlendirme imkânı sağlaması açısından önem taşımaktadır. İki kavram arasındaki farklılıklar açıklandıktan sonra Türkiye’deki ırkçılığın tarihsel arka planı incelenmiştir. Çalışmanın kavramsal çerçevesi oluşturulduktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde mültecilerin durumu ele alınmıştır. Ardından da Türkiye’deki siyasi parti liderlerinin özellikle Suriyeli mültecilere yönelik söylemleri, ırkçılık perspektifinde ele alınmıştır. Çeşitli partilere mensup siyasi liderlerin mültecilere yönelik söylemleri incelenerek yeni ırkçılık çerçevesinde değerlendirmesi yapılmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak, çeşitli anahtar kavramlar üzerinden seçim propagandaları, grup konuşmaları, medyada yer alan konu hakkındaki söylemler ve sosyal medya gönderileri değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, farklı partilere mensup siyasi liderlerin, mültecilere yönelik söylemlerinin ırkçı ifadeler barındırıp barındırmadığının incelenmesi ve ortaya çıkan sonucun siyasetçilerin mensup oldukları parti ideolojisiyle nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu tespit etmektir. Çalışma kimi zaman milliyetçilik adı altında karşılaşılan, kimi zaman da günlük kullanımlar ile görünmez hale getirilen, fakat söylemde önemli oranda yer kaplayan yeni ırkçı ifadelerin incelenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte çalışmanın bilimsel katkısı ve özgün değeri değerlendirildiğinde, şimdiye dek mültecilere yönelik siyasi söylemlerin yeni ırkçılık kavramı perspektifinden incelenmemiş olması bakımından önem taşımaktadır. İncelenen çalışmalarda ırkçılık ve yeni ırkçılık kavramının değerlendirildiği ve siyasetçilerin mültecilere yönelik söylemlerinin ele alındığı görülmüş, fakat söz konusu söylemlerin ırkçılık perspektifinde değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Siyasetçiler söylemleri ile halkı harekete geçirme gücüne sahip oldukları için kimi zaman toplumda mevcut olan gerilimi yapıcı bir tavır ile azaltıp, kimi zaman ise söz konusu gerilimi arttırarak linç girişimlerine neden olabilirler. Bundan dolayı, siyasi parti liderlerinin mültecilere yönelik söylemlerinin ırkçılık bağlamında incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma literatürde söz konusu boşluğu doldurmak adına bilimsel katkı sağlamaktadır. Türkiye’deki siyasi parti liderlerinin 2015-2022 dönemleri arasında mültecilere yönelik söylemlerinin bu bağlamda değerlendirilmesi, gelecek dönemlerde yapılması mümkün çalışmalar için karşılaştırma olanağı yaratması bakımından da önem arz etmektedir.
  • Publication
    Knowledge-based visual question answering
    (2023) Yalçınkaya, Zişan; Baş, Anıl; Marmara Üniversitesi; Fen Bilimleri Enstitüsü; Bilgisayar Mühendisliği Anabilim Dalı; Bilgisayar Mühendisliği Bilim Dalı
    ÖzetGörsel soru cevaplama (VQA), görev zekası ve soru cevaplama için önem arz etmektedir. Görsel soru cevaplama (VQA), görüntü grafiği ile ilgili hem görsel hem de metinsel bilgiler hakkındaki soruları anlamayı ve yanıtlamayı içermektedir. VQA'nın önemli olmasının kritik nedenlerinden biri, dil ve görme anlayışı arasındaki boşluğu doldurma potansiyelidir. Görsel algıyı doğal dil işleme ile birleştiren VQA modelleri, görüntülerle ilgili soruları anlayabilmekte ve bunlara ilişkin anlamlı yanıtlar üretebilmektedir. Bu yetenek, görme engelli bireylerin görsel içeriği anlamasına yardımcı olmak veya akıllı sistemlerin görsel girdiler aracılığıyla kullanıcılarla etkileşime girmesini sağlamak gibi çok sayıda pratik uygulamaya sahip olmaktadır. Mevcut görüntü altyazısı oluşturucuların çoğu, toplanması zaman alan ve pahalı olan geniş eşleştirilmiş görüntü altyazısı veri kümeleri üzerinde uçtan uca eğitilmektedir. Ayrıca, bu modeller daha fazla açıklanabilirliğe ihtiyaç duymakta ve farklı alanlarda iyi bir şekilde genelleme yapabilir olmaktadırlar. Artan veri ile görsel soru cevaplama görevlerinin doğru olması kadar performansının da iyi olması beklenmektedir. Yaygın olarak kullanılan görsel soru cevaplama derin öğrenme modellerinin maliyet ve zaman faktörleri açısından yeterli olmadığı görülmüştür. Görselden metinsel altyazı üretmek için önerilen transformatör metotlarının amacı yaygın olarak kullanılan görsel altyazı metotlarına nazaran daha hızlı ve doğru sonuçlar vermesidir. Kontrastlı Dil-Görüntü ön eğitimi (CLIP), görsel ve metinsel kodlayıcı işlevi sağlayan transformatör modeldir. Ön eğitimli olan CLIP, sıfır vuruş öğrenme yöntemi ile eğitim süresini ve maliyetini de azalmaktadır. Yöntemimiz bir dizi görsel anahtar kelimeyle başlamaktadır. ConceptNet Bilgi Grafiği ile zenginleştirilen bu anahtar kelimelerin görsellerle olan benzerliğini hesaplamaktayız. CLIP kullanarak resim ve metin özelliklerini tokenize ettiğimizde, anahtar kelimelerin hazırlanmasının ardından yaklaşımımız, eşleştirilmiş görüntü altyazıları üzerinde uçtan uca eğitim gerektirmeyen, Llama-13B'ye dayalı basit bir model olarak bir anahtar kelime ve bilgi grafiği modeliyle oluşturulan altyazıları kullanmaktadır. Bu çalışmada, görüntülerden bilgi çıkarmak için sıfır adımlı öğrenmeyi araştırdık ve görsel soruları yanıtlamak için literatürdeki çeşitli modelleri karşılaştırdık. Araştırmamız, büyük dil modellerinin (LLM'ler) mükemmel bilgi ve yanıt oluşturma yeteneklerine sahip olduğunu buldu. Bu alanı ilerletmek için Anahtar Kelime ve Bilgiye Dayalı Görsel Soru Cevaplama (KK-VQA) adında yeni bir model tanıttık. Yalnızca statik bilgi grafiklerine dayanan geleneksel yaklaşımların aksine, KK-VQA, görüntü altyazılarından gelen bilgileri dinamik olarak birleştirerek gerçek zamanlı güncellemelere ve harici bilgi entegrasyonuna olanak tanır. Bu, bağlamsal anlayışı zenginleştirerek daha kesin ve bağlama duyarlı yanıtlara yol açar. KK-VQA, Llama 2 sistemini temel alarak görüntü altyazısı ve VQA teknolojilerini birleştirmede önemli bir ilerleme sağlar. Modelimiz, sıfır atışlı VQA görevleri için LLM'lerin bilgi ve muhakeme yeteneklerinden yararlanır ve kolayca sindirilebilir istemler yoluyla görsel bilgi ve görev rehberliği sunar. Bu, pahalı uçtan uca görüş dili hizalama ihtiyacını ortadan kaldırır, model esnekliğini artırır ve maliyetleri azaltır. Deneysel sonuçlar, KK-VQA'nın çeşitli LLM'lerin, maliyetli uçtan uca eğitim gerektiren yöntemlere kıyasla karşılaştırılabilir veya üstün sıfır atışlı VQA performansı elde etmesini sağladığını göstermektedir. Bu ilerleme, mevcut VQA modellerindeki sınırlamaları gidererek onları daha uyarlanabilir hale getirir ve muhakemelerini çeşitli bağlamlarda açıklayabilir hale getirir. Yaklaşımımızı geliştirmek için üç özel eğitim aşaması tasarlamaktayız: (a) görüntülerden çıkarılan nesneler, (b) bilgi grafiği kullanılarak zenginleştirilmiş bir anahtar kelime listesi hazırlamak ve altyazı modelini görev hedefine göre ayarlamak için Kontrastlı Dil- Görüntü Ön Eğitimi (CLIP) benzerliğini kullanarak gereksiz anahtar kelimelerin kaldırılması ve (c) geniş dil modeline girmek için komut hazırlama. Değerlendirme hem nicel hem de nitel analizleri içermektedir.
  • Publication
    Halk eği̇ti̇m merkezleri̇nde müzi̇k eği̇ti̇mi̇ alan yeti̇şki̇n kursi̇yerler i̇çi̇n öğrenme moti̇vasyonu ölçeği̇ geli̇şti̇rme çalışması
    (2023) Kır, Yalçın; Uslu, Mustafa; Marmara Üniversitesi; Eğitim Bilimleri Enstitüsü; Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı; Müzik Eğitimi Bilim Dalı
    Son yıllarda müzik eğitiminin, bireylerin düşünme, davranış ve gelişimlerinin psikolojik temellerine yönelik olan ilgide önemli bir artış olmuştur. Bu anlamda müzik eğitimine özgü motivasyon ve öğrenme ile ilgili insan davranışının daha geniş bir çerçevede anlaşılması için alana yönelik çalışmalar hızla artmaktadır. Literatür incelendiğinde müzik eğitiminde öğrenme motivasyonu ile ilgili çalışmaların olduğu görülmüştür. Bu çalışmalar genellikle çocuk ve genç öğrencilerin müzik eğitiminde öğrenme motivasyonlarına odaklanmışlardır. Müzik eğitiminde yetişkin bireylerin öğrenme motivasyonlarına ilişkin çalışmalara daha az ilgi gösterildiği belirlenmiştir. Literatür incelemeleri sırasında müzik eğitimi alan yetişkinlerin öğrenme motivasyonlarının belirlenebilmesi için herhangi bir ölçeğe rastlanmamıştır. Bu durum, yaşam boyu öğrenme bağlamında müzik eğitimi alan kursiyerlerin motivasyon düzeylerini ölçmeye yönelik güvenilir ve geçerli bir ölçek geliştirilmesini gerekli kılmıştır. Bu nedenle bu çalışmada yetişkin kursiyerlerin müzik öğrenmeye yönelik motivasyon düzeylerini tespit edebilmek için geçerli ve güvenilir bir “Yetişkin Müzik Eğitiminde Öğrenme Motivasyonu Ölçeği” geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu İstanbul’daki halk eğitimi merkezlerinde müzik eğitimi alan 243 yetişkinden oluşmaktadır. Geliştirilen ölçek, 6’lı Likert tipli bir ölçektir. 45 maddelik madde havuzu, uzman görüşüne sunulmuş ve geri dönüşler üzerine ilk etapta Kapsam Geçerlik Analizi ile 6 madde çıkarılmıştır. Daha sonra uzmanların diğer önerileri doğrultusunda madde sayısı 24’e indirilmiştir. Ham verilerin Google Formlar aracılığıyla toplanmasının ardından yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda 6 madde, faktör yapısıyla uyuşmaz olduğu için ölçekten çıkarılmış ve ölçek 18 madde olarak şekillenmiştir. Yapılan analiz sonucunda KMO değeri .807 olarak belirlenmiştir. Barlett’in Küresellik Testi, çok değişkenli normalliğin sağlandığını göstermektedir (p < .01). Ortaya çıkan üç faktör, toplam varyansın %46.551’ini açıklamaktadır. Birinci faktör, varyansın %17.592'sini; ikinci faktör, %15.010'unu; ve üçüncü faktör ise %13.949’unu açıklamaktadır. Bu çalışma sonucunda Halk eğitimi merkezlerinde müzik eğitimi alan yetişkinlerin öğrenme motivasyonunu ölçeceği değerlendirilen üç alt faktörlü (1. Motivasyonu artıran faktörler. 2. Motivasyonu olumsuz etkileyen faktörler. 3. Aktif katılım ve motivasyon faktörleri) bir ölçek elde edilmiştir.Bu ölçek, yetişkinlerin müzik alanında öğrenme motivasyonlarını ölçmek için önemli bir araçtır. Yetişkinlerin öğrenme motivasyonları hakkında daha fazla bilgi, daha etkili öğrenme stratejileri ve programları geliştirilmesine yardımcı olabilir. Bu da yetişkin eğitiminin genel kalitesini artırabilir.
  • Publication
    Okul öncesi öğretmenlerin yaratıcı liderlik becerilerine yönelik bir programın etkililiğinin değerlendirilmesi
    (2023) Köken, Cansu; Dağal, Asude Balaban; Marmara Üniversitesi; Eğitim Bilimleri Enstitüsü; Temel Eğitim Anabilim Dalı; Okul Öncesi Öğretmenliği Bilim Dalı
    ÖzetKüreselleşen ve hızla farklı yöntemlerin, becerilerin ve bakış açılarının geliştiği bu dünyada, her geçen gün yeniliğe ihtiyaç duyulmaktadır. İlerleyen teknoloji çağında, elbette eğitimde de gelişim başlamış olup becerilerde de farklılaşma gerekmektedir. Eğitimde liderlik ve yönetim yıllardır bilinen ve çalışılan kavramlar iken, günümüzde yaratıcı liderlik kavramı ortaya çıkmış ve yeni becerileri beraberinde getirmiştir. Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılmış resmi okul okul öncesi eğitim kurumlarında çalışmakta olan okul öncesi öğretmenlerinin yaratıcı liderlik becerilerinin çocukların eleştirel düşünme ve sosyal problem çözme becerisiyle ilişkisinin incelenmesi ve öğretmenlerin yaratıcı liderlik becerisinin koçluk yapma ve birlikte çalışmaya odaklanma alt boyutuna yönelik geliştirilen programın etkililiğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın birinci aşamasında ilişkisel tarama modelde örneklem ve çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul’da MEB’e bağlı bağımsız anaokulu ve anasınıflarında çalışan 150 öğretmen ve 600 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında eşitlenmemiş kontrol gruplu deneysel modelin çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul’da MEB’e bağlı bağımsız anaokulu ve anasınıflarında çalışan 40 öğretmen ve 160 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlere “Öğretmen Kişisel Bilgi Formu” ve Dikmen Ada (2012) tarafından geliştirilen “Yaratıcı Liderlik Ölçeği” uygulanmış; çocuklara ise Yılmaz (2016) tarafından geliştirilen “Sosyal Problem Çözme Ölçeği” ile Tozduman Yaralı ve Güngör Aytar (2020) tarafından geliştirilen “Eleştirel Düşünme Becerileri Testi” uygulanmıştır. Araştırma bulgularına bakıldığında; öğretmenlerin yaratıcı liderlik becerilerinde eğitim durumu değişkeninde yaratıcı liderliğin alt boyutlarında da anlamlı farklılık saptanmıştır. Çocukların eleştirel düşünme ve sosyal problem çözme becerilerinde cinsiyet, yaş (ay) grubu, okula devam süresi, okul yaşam indeksi, anne eğitim durumu, anne mesleği, baba yaşı, baba eğitim durumu, baba mesleği değişkenlerinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Bunun yanı sıra geliştirilen “Yaratıcı Liderlik Öğretmen Programı” sonrası bulgulara bakıldığında, öğretmenlerin yaratıcı liderlik becerilerinde programın temelini oluşturan “Koçluk Yapma ve Birlikte Çalışmaya Odaklanma” alt boyutunda anlamlı farklılık saptanmıştır. Deney grubunu oluşturan öğretmenlerin programa katılımlarından sonra sınıflarında eğitim gören çocukların eleştirel düşünme ve sosyal problem çözme becerisinde de anlamlı farklılık saptanmıştır. Buna göre öğretmenlerin katıldıkları program sonrasında sınıf ortamlarında değişimlerin yaşandığı ve programın etkili olduğu yorumu yapılabilir. Araştırmaya öneri olarak; boylamsal bir çalışma olarak öğretmenlere verilen eğitimlerle çocukların becerilerinde değişikliklerin incelenmesi önerilebilir. Buna ek olarak yalnızca MEB’e bağlı okullarda değil özel okul öncesi eğitim kurumlarında da çalışmanın yapılarak araştırmaya farklı değişken eklenebilir.
  • Publication
    Anayasa mahkemesi'nin yargısal davranışı : Hibrit bir analiz (2016-2023)
    (2023) Ayata, Ahmet; Gençkaya, Ömer Faruk; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; Kamu Yönetimi Anabilim Dalı; Siyaset ve Sosyal Bilimler Bilim Dalı
    ÖzetBu çalışmanın temel problemi Anayasa Mahkemesi’nin yargısal davranışının Türkiye’nin değişen sosyal ve siyasal konjonktürü ile etkileşimidir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi’nin yargısal davranışının yakın dönemde hangi yasal ve sosyal etkenler çerçevesinde ve nasıl şekillendiğinin anlaşılması amaçlanmaktadır. Yargısal davranışın genel tablosunun ortaya konması amacıyla anlamlı olabilecek sayısal veriler değerlendirilmiş, bu verilerin işaret ettiği hususlara ilişkin kararlar ve karşıoylar hukuki ve siyasi bir analize tâbi tutulmuştur. Bu aşamada ilgili kararlar sosyal etkenlerin hukuki etkenlerle buluştuğu kavşak olarak kabul edilebilecek hukuk metodolojisi kapsamında incelenmiştir. Bu çerçevede uluslararası literatürde örnekleri görüldüğü biçimde Anayasa Mahkemesi’nin hibrit bir model şemsiyesi altında toplanabilecek yarışan etkenler uyarınca yargısal davranış geliştirdiği, bu davranışın çalışmanın varsayımlarıyla uyumlu biçimde doktrin, mevzuat ve emsal kararlar gibi yasal etkenlerin yanı sıra sosyal değişkenlerin de etkisine açık olduğu bulgulanmıştır. Söz konusu davranış monolitik bir yapıda olmayıp üyelerin münferit tutumlarının farklılığı ve incelenen kararlarda tespit edilen bloklaşma, üye kompozisyonun değişiminin önemini ortaya koymuştur.
  • Publication
    Heykel sanatında doğanın mekânsal temsi̇li̇ ve manzara heykeli̇
    (2023) Tufan Avcı, Sanem; Bektaş, Nurettin; Güzel Sanatlar Enstitüsü; Heykel Anasanat Dalı; Hekel Sanat Dalı
    Fiziksel bir mekân olan doğanın, heykel sanatındaki temsil biçimlerinin konu olarak seçildiği bu çalışmada, manzara olarak tanımladığımız ve manzarayı oluşturan doğanın fiziksel unsurlarının heykelde içerdiği anlam üzerinde durulmuştur. İnsan-doğa ilişkisi bağlamında, birbirine temas eden olgu ve kavramların ele alınarak açıklandığı çalışmada, özne olan sanatçının doğadaki edinimlerinden damıtılmış duyumsal bir ifadenin varlığına işaret eden heykeller, insan-doğa etkileşiminde oluşa gelmiş yapıtlardır. Bu bağlamda “Sanatta Temsil, Doğa ve İnsan” başlığı altında öncelikle temsil kavramı ve kavramın sanat içindeki rolü incelenmeyi gerektirmiş, daha sonra; tüm düşünsel ve duyumsal oluşların yapılanış bahçesi olan doğa-insan ilişkisinin değişen boyutu ve Antroposen kavramı ele alınmıştır. Aynı ana başlık altında fiziksel bir mekân olan doğanın deneyimlenişi üzerinde durulmuş; bunun fenomenolojik görme ve sanatla ilişkisine değinilmiştir. Bir fenomenolojik olgu olan, doğada-doğayla meydana gelen yüce kavramı ve deneyimi açıklanmış; akabinde, doğanın mekânsal temsili, diğer sanat dallarındaki biçimleriyle örnekler üzerinden incelenmiştir. “Heykel Sanatında Doğanın Mekânsal Temsili ve Yorumu” başlığı altındaysa, çalışmanın genel hattını oluşturan konu çerçevesinde öncelikle heykel sanatı tarihinde doğanın mekânsal ifadesi örneklerle anlatılmış, daha sonra güncel sanat yapıtları örnekleri, ayrılan muhtelif başlıklar altında incelenmiştir. “Doğada An Kesitleri, Poetik olanın Peşinde”, “Doğa Temsilinde Manzaraları Algılamak”, “Yücenin Deneyimi ve İfadesi” alt başlıkları doğrudan öznel deneyim ve fenomenal görme ile ilişkiliyken; “Antroposen Etkisinde Doğal Mekânın Temsili” bununla beraber doğa-insan ilişkisinin değişen boyutları karşısındaki duyumsayışa odaklanılmıştır. Son olarak “Manzara Heykeli” olarak tanımlanan, çalışma sürecine eşlik eden kişisel önermeler; doğanın hissedilen, duyumsanan, dönüşen bir izlek olarak heykelde temsiline pekiştirici örnekler olarak sunulmuştur.
  • Publication
    Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan bebeklerde cilt bütünlüğünün sürdürülmesinde kullanılan badem yağı ve zeytinyağının etkisi
    (2023) Topçuoğlu Arslan, İrem Zülal; Karakoç, Ayşe; Marmara Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Enstitüsü; Ebelik Anabilim Dalı
    Amaç: Bu çalışmada yenidoğanda cilt bütünlüğünün sürdürülmesinde yağların etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Bu çalışma randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak planlandı. Araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki bir hastanede Mayıs-Ağustos 2023 tarihlerinde örneklem kriterlerine uygun 120 yenidoğan oluşturdu. Veriler araştırmacının oluşturduğu yenidoğan tanılama formu, yenidoğan cilt durum değerlendirme skoru ve cilt nem ölçer cihazı ile toplandı. Çalışma yapılan ünitede yenidoğan cilt bütünlüğünün sürdürülmesinde kullanılan badem yağı ve zeytinyağının etkisi değerlendirildi.Bulgular: Zeytinyağı ve badem yağı kullanılan bebekler arasında nem ve cilt ölçümleri olan Uygulama öncesi, 1.değerlendirme, 2.değerlendirme, 3.değerlendirme, 4.değerlendirme ve 5.değerlendirme ortalamaları karşılaştırılmıştır. Zeytin yağı kullanılan bebeklerde Nem 1.değerlendirme, 2.değerlendirme ve 3.değerlendirme ortalamaları, Badem yağı kullananlara göre anlamlı düzeyde daha yüksektir (p:0,033; p=0,003; p=0,018). Her iki grup arasında Cilt değerlendirmesi bakımından herhangi bir anlamlılık saptanmamıştır. Sonuç: Yenidoğanlarda cilt bütünlüğünün sürdürülmesinde zeytinyağı ve badem yağı önerilebilir. Farklı yağların kullanımı yeni çalışmalarla araştırılmalıdır.
  • Publication
    İnşaat sektöründeki̇ fi̇rmaların fi̇nansal anali̇zi̇ ve uluslararası fi̇nansal raporlama standartları’nın inşaat sektöründeki̇ fi̇rmaların fi̇nansal anali̇zi̇ne etki̇si̇
    (2023) Günaydın, Onurcan; Çetin, Ayten; Marmara Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; İşletme Anabilim Dalı; Muhasebe ve Finansman Bilim Dalı
    İnşaat sektörünün tanımı, yapısı, özellikleri, sektör için önem arz eden temel kavramlar açıklanarak ardından inşaat sektörünün geçmişi ve günümüzdeki yeri açıklanmıştır. İnşaat sektöründe yer alan firmaların finansal tablolarının analizinde kullanılması gereken yöntemlerin açıklanması ve uygulamalarla finansal analiz tekniklerinin incelenmesi hedeflenmiştir. İnşaat sektöründe kullanılması gereken finansal analiz teknikleri incelenmeden önce, inşaat sektöründe yer alan işletmelerin finansal tablolarının yapısının anlamlandırılması gerekmektedir. Finansal tabloların yapısının anlamlandırılabilmesi için uygulanan muhasebe teknikleri örneklerle açıklanmıştır. M.S.G.U.T ve T.F.R.S./U.M.S. uygulamaları ayrı ayrı incelenmiş, her ikisinde de önemli olan noktalar incelenmiş, finansal tabloların analizi için hazırlık sürecinde yapılması gereken düzenlemeler açıklanmıştır.
  • Publication
    Epizyotomi üzerine sistematik inceleme ve meta-Aanaliz çalışması
    (2023) Can Ravera, Burcu; Demirci, Nurdan; Marmara Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Enstitüsü; Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı
    Amaç: Epizyotominin maternal sağlık üzerine etkilerini, ağrıya yönelik girişimleri ve epizyotomi insizyonunda kullanılan sütür, materyal ve tekniklerin maternal sonuçlara etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmada sistematik inceleme ve meta-analiz kullanılmıştır. Araştırmaya EbscoHost CINAHL, Medline, Science Direct, Science Citation Index, Springer Link, Ovid, BMJ Journals, Cochrane Central Register of Controlled Trials, Networked Digital Library of Theses & Dissertation ve Proquest, ULAKBİM, YÖK Ulusal Tez Merkezi ve Türkiye Klinikleri veri tabanlarında “episiotomy”, “epizyotomi” ve bununla ilişkili terimler kullanılarak 1980- 2022 tarih aralığı ve İngilizce Türkçe dil sınırlaması yapılarak toplam 23267 yayına ulaşılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 75 araştırma dahil edilmiştir. Yapılan meta- analizlerde uygulanan epizyotominin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde kanamayı (OR:2,21 %95 CI [1,77- 2,76]), postpartum ağrıyı (OR:6,11 %95 CI [4,11- 9,08]), obstetrik anal sifinkter yaralanmalarını (OR: 1,54 %95 CI [1,23- 1,92]) ve disparoniyi (OR: 1,76 %95 CI [1,15- 2,71)) arttırdığı saptanmıştır. Postpartum soğuk (MD: -1,24) ve lavanta kullanımının (MD: -0,63) ağrı skorlarını azaltıcı bir etkisi olduğu görülmüştür. Devamlı sütür tekniği ve hızlı emilen sütür materyalinin maternal sonuçlarının daha iyi olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Yapılan meta- analizler sonucunda epizyotomi maternal morbiditeyi (kanama, ağrı, disparoni, obstetrik anal sifinkter yaralanmaları) arttırdığı için epizyotomi uygulamadan önce gebeler risk faktörleri açısından kapsamlı değerlendirilmelidir.
  • Publication
    Kozmeti̇kte kullanılacak doğal uçucu yağlar içeren esansın geli̇şti̇ri̇lmesi̇ ve karakteri̇zasyonu
    (2023) Strelnikov, Artyom; Yetimoğlu, Ece Kök; Marmara Üniversitesi; Fen Bilimleri Enstitüsü; Kimya Anabilim Dalı; Analitik Kimya Bilim Dalı
    ÖzetEsanslar günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Kişisel tarzımızı geliştirmek ve hoş bir atmosfer yaratmak için çeşitli ürünlerde kullanılırlar. İyi seçilmiş bir koku anıları canlandırabilir, moralimizi yükseltebilir ve hatta kendimizi daha güvende hissetmemize yardımcı olabilir. Bu nedenlerden dolayı, esanslar kendini ifade etmenin önemli bir yönüdür ve deneyimlerimizi ve başkaları tarafından algılanma şeklimizi şekillendirmede büyük rol oynayabilir. Esans üretimi, çeşitli hammaddelerin harmanlanmasından oluşan karmaşık bir süreci içerir. Bu, doğal uçucu yağları, aromatik bileşiklerini ve diğer bileşenleri içerebilir. Doğal uçucu yağlar, köklerden, çiçeklerden ve diğer doğal kaynaklardan elde edildikleri ve bitkinin doğal aromasını ve tedavi edici özelliklerini içerdikleri için birçok kokunun temelidir. Aromatik bileşikleri, doğal bileşenlerin kokusunu taklit etmek için bir laboratuvarda oluşturulan sentetik moleküllerdir. Son yıllarda koku üretiminde doğal esansiyel yağların kullanımına yönelik artan bir eğilim vardır. Doğal esansiyel yağlar, bitkinin doğal kokusunu ve tedavi edici özelliklerini içeren yüksek konsantre bitki özleridir. Sentetik bileşenlere göre daha sürdürülebilir ve çevre dostu bir alternatif olarak kabul edilirler ve ayrıca cilt üzerinde daha hassastırlar. Bu çalışma kapsamında esans kompozisyonunun tüm tasarım ve hazırlık aşamaları incelenerek yeni bir esans kompozisyonu hazırlanmıştır. Hazırlanan esans kompozisyonunun içeriği GC-MS analiz metotları ile incelenerek taklit edilme olasılığı kontrol edilmiştir. Tasarlanan esans kompozisyonunda citrus bergamia melarosa, thuja orientalis, cedrus atlantica, cupressus funebris, syzygium aromaticum l., cuminum cyminum l., eucalyptus globulus, lavandula hydrida grosso ve mentha viridis doğal uçucu yağlar kullanılıp, onların ürün üzerindeki etki tartışılmıştır. Aynı zamanda sentetik yollar ile elde edilen beta ionone, galaxolide, vertofix, iso e super ve triplal gibi moleküller esans tasarımında kullanılmıştır. Çalışma esnasında GC-MS ile refraktometre, dansimetre, parlama noktası ölçer gibi analitik cihazlarının esans tasarım ve kalite kontrol aşamalardaki katkısı incelenmiştir.
  • Publication
    Matematiksel üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel yaratıcılıklarının ve matematiksel iletişim becerilerinin incelenmesi
    (2023) Koloğlu, Didem; Çeziktürk, Özlem; Marmara Üniversitesi; Eğitim Bilimleri Enstitüsü; Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Anabilim Dalı; Matematik Öğretmenliği Bilim Dalı
    Araştırmada matematiksel üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel yaratıcılık ve matematiksel iletişim beceri düzeylerini belirlemek ve bu kavramlarla ilgili yaşadıkları sorunları tespit etmek amaçlanmaktadır. Ardışık/sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmacı, BİLSEM’e devam eden ortaokul öğrencilerine, TÜBİTAK matematik bilim olimpiyatı sınavlarında çıkmış sorulardan oluşan bir test uygulamıştır. Kırk üstün yetenekli öğrencinin katıldığı testte 10 net ve üstünde yapan öğrenciler matematiksel üstün yetenekli olarak seçilmiş ve sekiz öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Matematiksel üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel yaratıcılıklarını incelemek için Akgül’ün (2014) geliştirdiği beş açık uçlu sorudan oluşan “Matematiksel Yaratıcılık Ölçeği” uygulanmış, cevaplar doğrultusunda matematiksel yaratıcılıkla ilgili yaşadıkları sorunlar ve matematiksel yaratıcılık düzeyleri belirlenmiştir. Buna göre öğrencilerin %75’i orta düzey matematiksel yaratıcılığa, 67,5’u orta düzey akıcılığa, % 75’i orta düzey esnekliğe ve % 75’i orta düzey özgünlüğe sahip oldukları görülmüştür. Matematiksel iletişim becerilerini inceleyebilmek için olimpiyat testinde en fazla doğru ve en fazla yanlış yapılan sorulardan on tanesi seçilip öğrencilere yazılı sınav olarak uygulanmış, araştırmacı ve bağımsız uzman onlarla görüşmeler yapmıştır. Bu veriler doğrultusunda matematiksel iletişimle ilgili yaşadıkları sorunlar belirlenmiş, araştırmacı ve bağımsız uzman tarafından Özpınar’ın (2012) geliştirdiği “İletişim Becerisi Ölçeği” doldurulmuş ve matematiksel iletişim beceri düzeyleri belirlenmiştir. Buna göre öğrencilerin %37,5’unun matematiksel iletişim becerilerinin çok iyi düzeyde olduğu ayrıca “okuma ve dinleme” alt boyutunun çok iyi düzeyde, “konuşma ve yazma” ile “matematik dilini etkili kullanma” alt boyutlarının yeterli düzeyde olduğu görülmüştür. Üçgenselleştirme sonucunda % 75’inin orta düzey matematiksel yaratıcılık – orta ve üstü düzey matematiksel iletişim becerisine sahip oldukları belirlenmiştir. Matematiksel yaratıcılıkta özgün problem kuramama, matematiksel iletişim becerilerinde bazı kavramları eksik veya hatalı açıklama, kavramları sözel olarak ifade edememe öğrencilerin yaşadıkları zorluklardan bazılarıdır. Matematiksel üstün yetenekli öğrencileri belirlemeye, onların matematiksel yaratıcılık ve matematiksel iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik öğretmenlere, öğretim programına ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
  • Publication
    Di̇ji̇tal bankacılıkta teknoloji̇ okuryazarlığı ve bi̇lgi̇ güvenli̇ği̇ farkındalığına dai̇r sorunlar ve öneri̇ler : Di̇yarbakir ili̇ örneği̇
    (2023) Özavcı, Garip; Yener, Mehmet Deniz; Marmara Üniversitesi; Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü; Bankacılık Anabilim Dalı
    ÖzetTürkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre; Ocak-Mart 2022 dönemi itibariyle, internet bankacılığı hizmeti kullanılarak yapılan finansal işlemlerin toplam adedi 114 milyon, tutarı ise 3 trilyon TL'dir. Söz konusu istatistikî veri ve günümüz teknolojik gelişimi göz önüne alındığında gelecek projeksiyonunda bankacılık hizmetleri alanından dijitalleşmenin artarak devam edeceği öngörülmektedir. Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını (pandemi) ile beraber, evde kalmamız ve teması mümkün olan minimum seviyeye indirmemiz gereken zamanlarda, dijital bankacılık işlemleri daha da ön plana çıkmıştır. İnternet bankacılığı hizmetlerine talep artmaktadır. Finansal hayat dijital arenaya taşınırken beraberinde güvenlik zaafiyetlerini de getirmektedir. Bireylerin kendi finansal güvenliğinden belirli bir ölçüde sorumlu olduğu düşünüldüğünde bireysel anlamda alınacak bilgi güvenliği önlemlerinin mahiyeti de önemli bir husus olmaktadır. Yapılan literatür araştırmasına istinaden, bilgi güvenliği farkındalığının gelişmiş ülkelerde yüksek düzeyde olduğu gelişmekte olan ülkelerde ise alanla ilgili çalışmaların herhangi bir sonuca varabilmek için yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir. Durum böyle iken ülke bazında değil de şehir bazında “dijital bankacılık bilgi güvenliği farkındalığı” hususunda yapılacak çalışmaların özgün nitelikte olabileceği düşünülmüştür. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 2022 yılı verilerine göre; Diyarbakır ilinde 110 banka şubesi bulunmaktadır. Şube başına düşen nüfus 16.285 olarak hesaplanmıştır (BDDK, 2022). Söz konusu veriler göz önüne alındığında Diyarbakır ilinde bankacılık hizmetleri açısından geniş bir altyapının bulunduğu görülmektedir. Fakat internet bankacılığı kullanımına ve önem derecesi açısından kayda değer bir istatistiki gösterge olan “bilgi güvenliği farkındalığı” ile ilgili verilerin mevcut olmadığı görülmüştür. Diyarbakır ilinin internet/dijital bankacılık hususundaki bilgi güvenliği farkındalığını ölçmek ve elde edilecek sonuçlarla beraber niş sayılabilecek alana katkıda bulunmak tezin en temel hedefini oluşturmaktadır. Bu kapsamda; araştırmacılarca sıklıkla kullanılmış olan “Dijital Veri Güvenliği Farkındalığı Ölçeği (DVFÖ)” ve “Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOÖ)” kullanılarak araştırma dinamiğine uygun anket formunun oluşturulması planlanmaktadır. Hedeflenen sonuçlara ulaşabilmek adına çalışma modeli hazırlanacaktır. Araştırmanın nicel, nedensel-karşılaştırma yöntemi ile belirli tarihler arasında (kesitsel) yürütülmesi planlanmaktadır. Tez kapsamında elde edilen verilerin IBM SPSS Statistic Package 28 sürümü kullanılarak analiz edilmesi planlanmaktadır.
  • Publication
    Otoriter popülizm : Cemal Abdünnasır örneği
    (2023) Ağaç, Sefa Nur; Bayram, Ahmet Kemal; Marmara Üniversitesi; Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü; Orta Doğu Siyasi Tarihi ve Uluslararası İlişkileri Anabilim Dalı
    Bu tezde, Mısır örneği üzerinden otoriter rejimlerde görülen lider eksenli popülist siyaset ele alınmaktadır. Bu bağlamda, “seçimsel otoriter bir demokrasiye” sahip Mısır’da 1952 Hür Subaylar darbesiyle iktidara gelmiş ve bütün Orta Doğu bölgesinde etkili olmuş Cemal Abdünnasır’ın otoriter popülizmi analiz edilmektedir. Çalışmada, otoriter popülizm tanımıyla Mısır’da belirli bir dönem siyasetini incelerken aynı zamanda popülizmin ortaya çıkış ve gelişim süreçleriyle ilgili olarak da literatür sunulmaktadır. Popülizm ve Milliyetçilik, Otoriter Popülizm ve Demokrasi Paradoksu başlıkları altında popülizmin milliyetçilik ve demokrasiyle arasındaki bağ açıklanmaya çalışılmıştır. Literatürden farklı olarak, çalışmaya ayrı bir perspektif kazandıran Üçüncü Dünya popülizminin özelliklerine yer verilmiş ve bu özellikler örneklemimiz Cemal Abdünnasır dönemiyle ilişkilendirilmiştir. Cemal Abdünnasır’ın otoriter popülizmi, iktidara gelişinden başlayarak izlediği ekonomi politikalar, sosyal adalet, kalkınma stratejileri, Arap Sosyalizmi başlıkları altında incelenmiştir. Son olarak, Cemal Abdünnasır’ın otoriter popülist uygulamaları Pan-Arabizm ekseninde açıklanmış ve dönemin propaganda araçları olan retorik, dil, kültür ve medya algısı ele alınmıştır. Günümüzde ise Nasır’ın açtığı otoriter popülist siyaset Mısır’ın ondan sonraki haleflerini etkileyerek demokrasinin önünde engel olmaya devam etmektedir.
  • Publication
    Deniz yolu toplu ulaşım mekanlarının tekerlekli sandalye kullanıcıları kapsamında erişilebilirliğinin incelenmesi : Kadıköy - Beşiktaş şehir hatları seferi örneği
    (2023) Ceyhan, Melis; Odabaşıoğlu, Seden; Marmara Üniversitesi; Güzel Sanatlar Enstitüsü; İç Mimarlık Anasanat Dalı
    Tekerlekli sandalye kullanıcıları toplumların tamamında farklı çoğunluktaki varlıklarıyla, literatürde son dönemlerde sıklıkla dezavantajlı gruplara dahil edilen; bedensel engelleri sebebiyle mobilizasyonlarını tekerlekli sandalyeler ile sağlayan bireylerdir. Bu bireyler hareket yeteneğinde herhangi bir kısıt olmayan diğer bireylere göre, hayatın farklı zamanlarında ve farklı alanlarında pek çok sebeple engellenmektedir. Kentlerde yaşayan her birey birer kentli kabul edilirken, bu kentlilerin tamamı yaşadıkları kenti eşit bir şekilde deneyimleyememektedir. İdeal bir kentte her kentli, tüm kamusal alanlardan eşit bir şekilde bireysel faydasını sağlayabiliyor olmalıdır. Bu kapsamda her alanda, her mekanda ve her koşulda eşitliği sağlamak yapılacak tasarımlar ile büyük oranda mümkündür. Tasarımın bir kişiye ya da bir gruba özel yapılmasının dışındaki tüm durumlar için, o tasarımın tüm kullanıcılar tarafından kullanılabilirliğinin olması bu tasarımı herkes için bir tasarıma dönüştürmektedir. Bu çalışmada iki ana unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar, tekerlekli sandalye kullanıcıları ve deniz yolu toplu ulaşımı araçlarından biri olan vapurlardır. Bu kapsamda; sahip olunan hareket kısıtları sebebiyle mobilizasyonları için tekerlekli sandalye kullanan kentlilerin, İstanbul kenti içerisindeki hareketliliği ve bu hareketlilikteki erişilebilirliği incelenmiştir. Konuyla ilgili olarak literatür taramaları, araştırmalar, örneklem incelemeleri ve kullanıcı deneyimi içeriğiyle bir anket çalışması yapılmıştır. Yapılan bu tez çalışmasındaki bulgular, tekerlekli sandalye kullanıcılarının kent içi hareketliliklerini artırma isteğinde olduğunu göstermektedir. Bu çalışma ile deniz yolu ulaşımında tekerlekli sandalye kullanıcısı kentlilerin, kentlilik deneyimlerinin ve kent içi hareketliliğinin, doğru tasarımlar ve ürünler ile artırılabilirliğinin mümkün olduğunun gösterilmesi amaçlanmıştır.
  • Publication
    Yeşil ekonomi politikalarının istihdam ve enerji sektörü üzerindeki yansımaları : Borsaya kote olan bir enerji firması üzerine uygulama
    (2023) Enis, Mustafa; Aka, Kemal; Marmara Üniversitesi; Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü; Sermaye Piyasası ve Borsa Anabilim Dalı
    Yeşil ekonomi çevre odaklı sürdürülebilirlik ve ekonomik büyümeyi beraber ele alarak bir ekonomi modeli oluşturmayı hedeflemektedir. Bu ekonomi modeli ile sürdürülebilirliği yakalamak için fosil yakıtların kullanımının azaltılması, çevreye zararı çok az olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım alanının arttırılması, enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji alanında yatırımların teşvik edilmesi gerekmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım alanının geliştirilmesi adına yapılacak dönüşümlerde üretim ve tüketim modellerindeki değişimler istihdam tarafında da değişiklikleri beraberinde getirmektedir. Özellikle sanayi şirketleri tarafındaki değişimler büyük çaplı bütçeler gerektirmektedir. Borsaya kote olan bir enerji firması üzerinden yaptığımız incelemede atılan somut adımlar ile çalışan profilinde topyekûn bir değişiklik yapılmamış olup gerekli yerlere yapılan işe alımlarla beraber mevcut çalışan profilleri eğitimlerle beraber dönüşüme ayak uydurduğu gözlemlenmiştir. Yeni yapılacak işe alımlarda geleneksel üretim modelinden değil yeşil ekonomi modeliyle eklemlenecek iş alanlarına alımlar yapılmaktadır. Bu tez çalışmasında yeşil ekonomi politikalarının dünyada ve Türkiye’deki gelişimi, etkileri ve yatırım süreçleri incelenmiştir. Borsaya kote olan Tüpraş firması üzerinden de enerji ve istihdamdaki dönüşüm irdelenmiştir. Türkiye’nin öncü sanayi kuruluşlarıyla beraber orta ölçekli şirketleri de bu yeşil dönüşümde aksiyon almaktadır. Bu çerçevede Tüpraş her sene sürdürülebilirlik raporu yayınlamaktadır. Tüpraş yenilenebilir enerji yatırımı olarak da ENTEK firmasını satın alması bu alandaki ciddiyetini göstermektedir. Açıklamış oldukları dönüşüm planı ve hedefleri Tüpraş şirketini alanında pozitif anlamda öne çıkarmaktadır. Yeşil enerji alanında yapılan yatırımlar önümüzdeki yıllarda özellikle enerji firmalarının pozitif anlamda ayrışmalarına sebep olacaktır. Dünyadaki dönüşüm dalgasına ayak uydurabilmek özellikle Türk sanayisi için çok büyük önem arz etmektedir.